<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tanım | Ateistlere Cevap</title>
	<atom:link href="https://ateistlerecevap.org/category/tanim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ateistlerecevap.org</link>
	<description>Ateistlere,deistlere ve İslam&#039;ı kabul etmeyenlere İslam&#039;ı tanıtmak cevap vermek ve Müslüman kardeşimize fikir vermeye çalışan dostlarız.</description>
	<lastBuildDate>Tue, 28 Nov 2017 12:43:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.9.3</generator>

<image>
	<url>https://ateistlerecevap.org/wp-content/uploads/2020/10/cropped-logo-mavi-32x32.png</url>
	<title>Tanım | Ateistlere Cevap</title>
	<link>https://ateistlerecevap.org</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Evolüsyon nedir?</title>
		<link>https://ateistlerecevap.org/evolusyon-nedir/</link>
					<comments>https://ateistlerecevap.org/evolusyon-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ateistlere Cevaplar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Nov 2017 12:43:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Tanım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.ateistlerecevap.org/?p=909</guid>

					<description><![CDATA[<p>Evolüsyon “Evolüsyon” terimi, yüksek ve daha karmaşık yapılı hayvan ve bitkilerin, jeolojik zamanlar boyunca, evvelce mevcut olan ilkel atalardan, değişme ve farklılaşma ile tesadüfen meydana gelmelerini ifade eder. Dikkat edilirse, evolüsyonun iki temel kabule dayandığı görülür. Birisi, tek hücreli canlıdan yüksek yapılılara doğru canlıların soy ağacında mutlaka silsile hâlinde bir sonraki varlık, önceki atalarından meydana [&#8230;]</p>
The post <a href="https://ateistlerecevap.org/evolusyon-nedir/" data-wpel-link="internal">Evolüsyon nedir?</a> first appeared on <a href="https://ateistlerecevap.org" data-wpel-link="internal">Ateistlere Cevap</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure id="attachment_919" aria-describedby="caption-attachment-919" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><a href="https://ateistlerecevap.org/wp-content/uploads/2017/11/akaid-nedir-1.png" data-wpel-link="internal"><img class="size-large wp-image-919" src="https://ateistlerecevap.org/wp-content/uploads/2017/11/akaid-nedir-1-1024x576.png" alt="evolüsyon nedir" width="640" height="360" /></a><figcaption id="caption-attachment-919" class="wp-caption-text">evolüsyon nedir</figcaption></figure>
<h3>Evolüsyon</h3>
<p>“Evolüsyon” terimi, yüksek ve daha karmaşık yapılı hayvan ve bitkilerin, jeolojik zamanlar boyunca, evvelce mevcut olan ilkel atalardan, değişme ve farklılaşma ile tesadüfen meydana gelmelerini ifade eder. Dikkat edilirse, evolüsyonun iki temel kabule dayandığı görülür. Birisi, tek hücreli canlıdan yüksek yapılılara doğru canlıların soy ağacında mutlaka silsile hâlinde bir sonraki varlık, önceki atalarından meydana gelmiş olmalıdır. İkincisi de, bu canlının ortaya çıkışı ve zaman içerisinde değişmesi tamamen tesadüflere bağlıdır.</p>The post <a href="https://ateistlerecevap.org/evolusyon-nedir/" data-wpel-link="internal">Evolüsyon nedir?</a> first appeared on <a href="https://ateistlerecevap.org" data-wpel-link="internal">Ateistlere Cevap</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ateistlerecevap.org/evolusyon-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Allah&#039;I tanımak isteyenler buyrun&#8230;</title>
		<link>https://ateistlerecevap.org/allahi-tanmak-isteyenler-buyrun/</link>
					<comments>https://ateistlerecevap.org/allahi-tanmak-isteyenler-buyrun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ateistlere Cevaplar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 10 Sep 2017 20:38:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ayetler]]></category>
		<category><![CDATA[ögüt]]></category>
		<category><![CDATA[Sorular]]></category>
		<category><![CDATA[Tanım]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ateistlerecevap.org/?p=14</guid>

					<description><![CDATA[<p>MÂRİFETULLAH Allah&#8217;ı bilme, tanıma, O&#8217;nu bütün sıfatlarıyla öğrenme, hakkında bilgi sahibi olma.Mârifetullah, iki kelimeden meydana gelen bir tamlamadır. Bunlar &#8220;marifet&#8221; ve &#8220;Allah&#8221; kelimeleridir. Marifet; lügatta, herkesin yapamadığı ustalık, ustalıkta yapılmış olan şey, bilme, biliş, vasıta, hoşa gitmeyen şey, tuhaflık manalarına gelmektedir. Bununla birlikte, marifet, Allah&#8217;ı O&#8217;nun isimlerini ve sıfatlarını, kudret ve iradesinin geçerliğini bilmek; alçak [&#8230;]</p>
The post <a href="https://ateistlerecevap.org/allahi-tanmak-isteyenler-buyrun/" data-wpel-link="internal">Allah'I tanımak isteyenler buyrun…</a> first appeared on <a href="https://ateistlerecevap.org" data-wpel-link="internal">Ateistlere Cevap</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;">
<a href="https://3.bp.blogspot.com/-jNQ9w_Hg2dg/WbWePoL_kxI/AAAAAAAAItQ/iEwb6U1n6ycOi2fto4jAsz1WR0K1KRc1ACLcBGAs/s1600/Kur%2527an%2527%25C4%25B1%2BKerim%2527in%2Bde%25C4%259Fi%25C5%259Fime%2Bu%25C4%259Framad%25C4%25B1%25C4%259F%25C4%25B1n%25C4%25B1n%2Bkan%25C4%25B1tlar%25C4%25B1.%2B%25282%2529.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;" data-wpel-link="external" rel="nofollow external noopener noreferrer"><img loading="lazy" alt="Allah'I tanımak isteyenler buyrun..." border="0" data-original-height="720" data-original-width="1280" height="360" src="https://ateistlerecevap.org/wp-content/uploads/2017/09/Kur27an27C4B1Kerim27indeC49FiC59FimeuC49FramadC4B1C49FC4B1nC4B1nkanC4B1tlarC4B1.28229.png" title="Allah'I tanımak isteyenler buyrun..." width="640" /></a></div>
<h1 id="h1baslik" style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #990000; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 20px; font-weight: normal; line-height: 29px; margin: 0px !important; min-height: 1rem; padding: 10px;">
<br /></h1>
<h1 id="h1baslik" style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #990000; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 20px; font-weight: normal; line-height: 29px; margin: 0px !important; min-height: 1rem; padding: 10px;">
MÂRİFETULLAH</h1>
<div>
Allah&#8217;ı bilme, tanıma, O&#8217;nu bütün sıfatlarıyla öğrenme, hakkında bilgi sahibi olma.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Mârifetullah, iki kelimeden meydana gelen bir tamlamadır. Bunlar &#8220;marifet&#8221; ve &#8220;Allah&#8221; kelimeleridir. Marifet; lügatta, herkesin yapamadığı ustalık, ustalıkta yapılmış olan şey, bilme, biliş, vasıta, hoşa gitmeyen şey, tuhaflık manalarına gelmektedir. Bununla birlikte, marifet, Allah&#8217;ı O&#8217;nun isimlerini ve sıfatlarını, kudret ve iradesinin geçerliğini bilmek; alçak gönüllü olmak manasını ifade ettiği gibi bilginler arasında ilim manasına da gelmektedir, ki onlara göre, her itim bir marifettir, her marifette bir ilimdir. Allah&#8217;ı âlim (bilen) herkes ariftir, her arif de âlimdir (Abdülkerim Kuşeyrî, Kuşeyri Risâlesi, s. 427).<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Genel olarak bu manalara gelmekte olan &#8220;marifet&#8221;, Allah lâfzı ile bir tamlama oluşturduğunda, yani &#8220;mârifetullah&#8221; denildiğinde ise &#8220;Allah&#8217;ın vücûd ve vahdaniyetinin bilinmesi&#8221; manasına gelmektedir.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Mârifetullah, aslında, kişinin Allah&#8217;ı hakkıyla tanıması, bilmesi ve buna göre O&#8217;na bağlanması anlamında kullanılmaktadır. Zira, kişi, Allah&#8217;ı hakkıyla tanırsa, O&#8217;nun emir ve yasaklarına bağlanır. Mârifetullah bilgisinde şu üç nokta yer almaktadır.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />1. İzzet ve Celâl sahibi olan Allah&#8217;ı ve O&#8217;nun birliğini bilmek, ululuğu ulu olan ve her türlü noksan sıfatlardan münezzeh bulunan zatından teşbihi red etmek ve uzaklaştırmak;<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />2. Allah&#8217;ın sıfatlarını ve bu sıfatların hükümlerini bilmek,<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />3. Allah&#8217;ın fiillerini ve bu fiillerin hikmetlerini kavramak (Hucvirî, Keşful-Mahcûb, İstanbul 1982, s. 92).<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Cüneydî Bağdâdîye marifet ile ilgili bir soru sorulduğunda şöyle cevap verir: &#8220;Marifetten ve bunu elde etmenin sebeplerinden sordu. Marifet, gerek havasdan, gerek avamdan olsun bir tek marifettir. Çünkü onunla bilinen şey birdir. Fakat bunun başlangıcı ve yükseği vardır. Havas, yükseğindedir. Gerçi tam gayesine ve sonuna varamaz. Zira arifler katında maruf un sonu yoktur. Düşüncenin yetişmediği, akılların kapsayamadığı, zihinlerin algılayamadığı, görmenin keyfiyetine eremediği zatı marifet nasıl kapsar? Yaratıkları içinde O&#8217;nu en iyi bilenler, O&#8217;nun azametini idrakten, yahut zatını keşfetmekten aciz olduklarını en çok ikrar ederler. Çünkü benzeri olmayanı idrakten âciz olduklarını bilirler. Zira O, kadimdir, mâsivası ile muhdestir. Zira O, kavîdir, kuvvetini bir kuvvet verenden almamıştır. Halbuki O&#8217;ndan gayrı her kavî, O&#8217;nun kuvvetiyle kavîdir. Zira O, öğretmensiz âlimdir ve kendisinden başka bir kimseden bir fayda almamıştır. Her şeyi başkasından öğrenmekle değil, kendi ilmiyle bilir. O&#8217;ndan başka her âlimin ilmi O&#8217;ndan gelir. Tesbih ve tenzih, bidayetsiz evvel olan, nihayetsiz baki olan kendinden başkasının bu vasfa hakkı olmadığı ve bu vasıfların kendinden başkasına yaraşmadığı Allah&#8217;a olsun&#8221;<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Kur&#8217;ân-ı Kerim&#8217;de; &#8220;Allah&#8217;ı hakkıyla takdir edemediler&#8221; (el-En&#8217;âm, 6/91) ayeti, mârifetullah bilgisine işaret ettiği rivayet edilmektedir. Nitekim Ebû Ubeyde&#8217;nin, ayeti &#8220;Allah&#8217;ı hakkıyla tanıyamadılar, bilemediler&#8221; şeklinde açıkladığını görmekteyiz (el-Kurtubî, el-Câmi&#8217;li Ahkâmi&#8217;l-Kur&#8217;ân, Beyrût 1965, VII, 37).<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Ömer DUMLU<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />MARİFET:“Tanıma”,“Bilme”<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />MARİFETULLAH&nbsp;: “İlâhî hakikatlara vukufiyet”, “Kalbî inkişaf”, “İlâhî sıfat ve isimlerin tecellilerine tefekkürde erişilen mertebe.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />“Bütün ulûm-u hakikiyyenin esası ve nuru ve ruhu marifetullahdır.” (Sözler)&nbsp;<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Allah’a inanan insanın kalbi imanla nurlanmıştır. Bu, kör gözün açılmasından, işitmeyen kulağın duymaya başlamasından çok ileri bir inkişafla ruhun, Rabbine kavuşması, ona inanması ve kendini onun mahlûku bilmesidir. Şimdi sıra, O’nu tanıma vadisinde mesafeler katetmeye gelmiştir.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Kur’an-ı Kerim, mü’mine daima marifet dersleri verir. Allah’ın adıyla başlar ve hemen Allah’ın Rahman ve Rahim olduğunu bildirir. Bu bir marifettir, yâni Allah’ı tanımaktır. Rahman ve Rahim olarak.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdan
a, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />“Yaratan Rabbinin ismiyle oku!” emriyle Allah Resulüne (a.s.m.) ve onun şahsında da bütün ümmetine marifet sahasında mesafeler katetme emri verilmiş. Biz bu emirdeki Rab isminden dersimizi alarak, öncelikle kendimizde tecelli eden İlâhî terbiyeyi okuruz. Kanımızı, hücremizi okuruz; yüzümüzü gözümüzü okuruz; kalbimizi ruhumuzu okuruz&#8230; Hepsini en güzel ve en faydalı biçimde terbiye eden Rabbimizin rahmetini, keremini okuruz.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Okudukça O’nun rububiyetine marifetimiz artar. O’nun rahmetine marifetimiz artar. İhsanını daha güzel, daha net, daha açık seyreder oluruz.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Âyetin devamına geçer, nutfeden yaratıldığımızı ibretle düşünürüz. Bizi her şeyimizle o küçücük şifrede yerleştiren ve onu açıp her organımızı yerli yerine koyan Rabbimizin lütfuna, rahmetine hayran kalırız.&nbsp;<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Geçeriz Fatiha sûresine.. Rabbimizi, “Rabb-ül-âlemin” olarak tanırız. O, bizim Rabbimiz olduğu gibi, bütün hayvanlar, bitkiler âleminin de Rabbi. Sema âleminin, arz âleminin de Rabbi. Melek âleminin, cin âleminin de Rabbi. Arşın, kürsinin, cennet ve cehennemin de Rabbi. Bunları düşündükçe, O’nun marifetinde daha da terakki ederiz.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />İnsan marifetullahda ileri gittikçe hem Rabbinin keremini, ihsanını, afvını ve ğufranını daha iyi anlar; hem de O’nun kudretini, azametini, celâl ve kibriyasını. Böylece o mü’minin ruhunda muhabbetle mehafet, yâni Allah sevgisiyle Allah korkusu birlikte inkişaf eder. Rabbini ne kadar çok severse, korkusu da o nisbette artar.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />İnsan bir zâtı sevdi mi, onun teveccühünü kaybetme endişesi ruhunu sarar. Sevgiyle korkunun bu sentezine “hürmet” diyoruz. Hürmette sevgi hâkimdir, ama korku da onun yanıbaşından ayrılmaz.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Allah’a kullukta da muhabbetle mehafet beraber yürürler. Her ikisi de marifetin inkişafı nisbetinde ilerler, yükselirler.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Marifet, uçsuz bucaksız sema. Marifet, sonu gelmez yolculuk. Bir kul, bütün sıfatları sonsuz olan Allah’ın marifetinde ne kadar ileri giderse gitsin, önünde yine sonsuz bir mesafe vardır.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Resulûllah Efendimiz (a.s.m.), Mi’rac mûcizesinden önce de, mahlûkat içerisinde tahkikî imanın son hududundaydı. Mi’rac ile, marifet semasına uruc etti. Rabbinin mülkünü kat kat gezdi. Cennetini, cehennemini gördü. Melekler âlemini bütün ihtişamı ile seyretti. O mukaddes ruhunu safha safha yücelten ve O’nu ulviyet mertebelerinde sür’atle yükselten bu bereketli seyahat sonunda, pâk lisanından şu cümle dökülmüştü:<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />“Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim. Ben (senin lütfunla eriştiğim bu marifet mertebesine rağmen yine de) seni hakkıyla tanımayamadım, bilemedim.”<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Bu mânâyı ders veren bir Hadis-i Kudsi:&nbsp;<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />“Allah’ı hakkıyla ancak kendisi bilir.”&nbsp;<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Resulûllah Efendimiz (a.s.m.), “ben zaten semalara, cennete cehenneme ve onlarda vazife gören meleklere iman etmişim” demekle kalmayıp, Allah’ın emriyle o âlemleri gezdiği gibi, biz de Onun bu sünnetine hiç olmazsa tefekkürle uymalı, o âlemlerde fikren gezmeli, İlâhî sıfatların onlardaki geniş tecellilerini hayretle düşünmeli ve ruhumuzun İlâhî marifetle her an biraz daha terakki etmesine çalışmalıyız.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Allah’ın marifetinde ilerlemenin, yükselmenin yolu, bizim için düşünmekten, okumaktan geçer. Bilhassa iman hakikatlarına ait ulvî dersleri.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />“Basiret nuruyla bakanlar, muhabbet ve ünsiyetin, Mahbubu devamlı olarak hatırlamakla kökleşeceğini, marifetin ise O’nun zâtını, sıfat ve fiillerini daima düşünmekle mümkün olabileceğini bilmişlerdir.” “Marifet, fikrin devamı ile hâsıl olur.” (İhya-yı Ulûm’dan)<br style="background-color
: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Buna göre, “ben zaten iman ediyorum” diyerek tefekkürden uzak kalmak, insanı marifetullahda geri bırakır.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Etrafımızı çepeçevre kuşatan mahlûklardan, meselâ, bir yaprağa göz atalım. Biz o nazenin mahlûğu sadece rengiyle ve şekliyle tanırız. Onun hakkındaki marifetimiz, bilgimiz dar bir çerçevededir. Ama, biyoloji eğitimi görmüş, bitki fizyolojisi üzerinde ihtisas yapmış bir başkası, onun hakkında makaleler döker, kitaplar yazar.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Dağ dendi mi, aklımızda sadece birkaç kelime, yahut bir iki cümle canlanır. Onun hakkındaki bilgimiz, onu tanımamız bu kadar kısa, bu kadar yetersizdir. Bir maden mühendisinin bu husustaki bilgisi, marifeti ise kitaplara sığmaz.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Yaprak ve dağ; kâinat kitabından ancak iki kelime. Ve insan bu muhteşem kitabın sadece bir yahut iki kelimesinde ihtisas sahibi olabiliyor.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Şimdi şöyle bir düşünelim: Kâinatın her yönüyle bilinmesi insan idrakini çok çok aşarsa, insanı hücre hücre, semayı yıldız yıldız, cenneti kat kat, cehennemi tabaka tabaka yaratan Allah’ın o sonsuz sıfatları hakkında insanın marifeti ne kadar noksan kalacaktır! Zaten O’nun mukaddes zâtını hakkıyla bilmek, beşerin idrak sahası dışındadır.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Bir mü’min, ömrünün bütün dakikalarını marifetullahda her an terakki etmekle geçirse, sonunda söyleyeceği söz, “ben seni hakkıyla tanıyamadım” olacaktır.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Yine böyle bir ömrü, hep şükürle, hep ibadetle geçirse sonunda “ben sana hakkıyla şükredemedim, sana hakkıyla ibadet edemedim.” diyecektir.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Allah’ın cemali de sonsuz, celâli de kemali de&#8230; Her mü’min bunlara iman eder. Ama marifet hususunda, aralarında büyük farklılıklar var.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Bir tek misal:<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Her mü’min Cenâb-ı Hakk’ın mekândan münezzeh ve her mekânda hazır olduğuna inanır. Bütün mekânları ve onlarda meydana gelen bütün hâdiseleri birlikte yaratan Zâtın, mekândan münezzeh ve her mekânda hazır olduğuna akıl da şehadet eder. Ama bu imanın, bu şehadetin kalblerde, duygularda, hislerde icra ettiği tesir noktasında, mü’minler arasında çok farklılıklar vardır. Bu hakikatı sadece sorulduğunda hatırlayan bir mü’min ile, bu imanını ruhunda hâkim kılan ve her an İlâhî murakabe altında bulunduğunun idraki içinde sözlerini, fiillerini ve hallerini daima kontrol altında tutan bir diğer mü’minin bu noktadaki marifetleri birbirinden çok farklıdır.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />İslâm’da tevhid esasdır. Her mü’min Allah’ın bir olduğunu bilir. O’nun eşi, benzeri, yardımcısı olmadığına iman eder. Bu, gerçek bir marifettir. Ama bu marifette de nice dereceler var. “Vahdehu”nun şu tefsirine bu nazarla bakalım:&nbsp;<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />“Allah birdir. Başkasına müracaat edip yorulma. Onlara tezellül edip boyun eğme. Onların arkasına düşüp zahmet çekme. Onlardan korkup titreme. Çünkü Sultan-ı kâinat birdir, herşeyin dizgini O’nun elinde, her şeyin hazinesi O’nun yanındadır.” (Mektubat)&nbsp;<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />İşte bu ulvî makama ermede mü’minler arasında nice dereceler var.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />İnsan, Allah’ın azametine marifet kazandıkça, ruhu huzur ve huşû ile dolar.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Onun irade sıfatına olan marifeti terakki edince, âkıbetinden daima endişe eder. Zira, O’nun iradesine mâni olacak bir başka irade bulunmadığına yakînen inanmıştır.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />O’nun kibriyasını düşündükçe, nefsinin zillet ve hakaretini daha iyi anlar; ona büyüklenme fırsatı vermez.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: in
herit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Herbiri sonsuz kemalde bulunan bütün İlâhî sıfatlar ve isimleri de bunlara kıyas ettiğimizde Allah’ın marifetinde terakki etmenin sonu olmadığını daha iyi anlar, bu vadide insanlar arasında bir bakıma sonsuz farklılık bulunduğunu daha iyi idrak ederiz.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />İnsanın yaratılış gayesinin ibadet olduğunu beyan eden İlâhî fermandaki bu ibadet kelimesini, büyük âlimlerimiz marifet olarak tefsir etmişler. İnsanın yaratılış gayesi Allah’ı tanımak ve bu vadide daima ilerlemektir, demişler. Bu mânâ gerçekten de ruhumuzu tam tatmin ediyor.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Bilindiği gibi cennette, namaz, oruç, hac, zekât gibi ibadetler yok. Ama, marifette terakki, orada, çok daha ileri seviyesiyle, yine hükmünü icra edecek. Burada, bir bardak suda Allah’ın rahmetini okuyan, O’nu Rezzak olarak tanıyan bir mü’min, orada cennet ırmaklarından içecek, Rabbinin rezzakiyetini çok daha güzel anlayacak, daha geniş dairelerde tefekkür edecek.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Burada semayı seyreden gözler, orada Arşı seyredecekler.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Ba’s hâdisesiyle insanlar yeniden yaratılırken, cennetin bütün lezzetlerinden faydalanabilecek ve cehennemin o hayallere sığmaz acılarını çekebilecek bir mahiyete kavuşacaklar.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />İşte, mü’min, bu yeni yaratılışıyla, cennette dünyadakinden çok daha fazla lezzet alacak; tefekkürü, hayreti, şükrü ve marifeti de o nisbette artacaktır.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Bu dünyadaki nimetler, cennettekilerin yanında gölge gibi. O halde, oradaki marifet de bu dünyadakinden o derece ileri olmalı.<br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" /><br style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #434343; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px;" />Prof. Dr. Alaaddin Başar</div>
<div>
</div>
<div>
<h1 id="h1baslik" style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #990000; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 20px; font-weight: normal; line-height: 29px; margin: 0px !important; min-height: 1rem; padding: 10px;">
Allah&#8217;ın sıfatları nelerdir?</h1>
</div>
<div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
İlâhî sıfatlar,&nbsp;zatî&nbsp;ve&nbsp;sübutî&nbsp;olmak üzere iki gruba ayrılıyor.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Zatî Sıfatlar:</div>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
<em style="box-sizing: inherit;">1. Vücut (Varlık),<br style="box-sizing: inherit;" />2. Kıdem (Ezeliyet, evveli olmama),<br style="box-sizing: inherit;" />3. Beka (Ebediyet, ahiri olmama),<br style="box-sizing: inherit;" />4. Vahdaniyet (Bir olma, şeriki bulunmama),<br style="box-sizing: inherit;" />5. Kıyam binefsihî (Varlığının devamının zatından olması, başkasın yardımıyla olmaması),<br style="box-sizing: inherit;" />6. Muhalefetün-lil-havâdis (Zatının mahlukatın zatlarına ve sıfatlarında mahluk sıfatlarına benzememesi).</em></div>
</blockquote>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Sübutî Sıfatlar:</div>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
<em style="box-sizing: inherit;">1. Hayat&nbsp;&nbsp;<br style="box-sizing: inherit;" />2. İlim<br style="box-sizing: inherit;" />3. İrade&nbsp;<br style="box-sizing: inherit;" />4. Kudret<br style="box-sizing: inherit;" />5. Sem (işitme)&nbsp;<br style="box-sizing: inherit;" />6. Basar (görme)<br style="box-sizing: inherit;" />7. Kelâm&nbsp;<br style="box-sizing: inherit;" />8. Tekvin (Yaratma, var etme.)</em></div>
</blockquote>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Tekvin&nbsp;sıfatı&nbsp;Maturudî&nbsp;mezhebine göredir. Diğer İtikat imamımız&nbsp;İmam Eş’arî, bu sıfatı müstakil bir sıfat olarak düşünmez. Böylece bu mezhepte Sübutî sıfatlar yedi tane olmuş olur.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Bazı İslâmî kaynaklarda ilâhî isimlerden de sıfat diye söz edildiği görülür. Meselâ,&nbsp;Kerim&nbsp;Allah’ın bir ismidir. Aynı zamanda Allah’ı kerem sahibi olarak vasıflandırması cihetiyle de sıfat vazifesi görür.&nbsp;&#8220;Kerim Allah&#8221;,&nbsp;dediğimiz zaman&nbsp;Kerim&nbsp;ismini sıfat makamında kullanmış oluruz.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Yine bu kaynaklarda Cenâb-ı Hakk’ın sıfatları üç grupta mütalâa edilir:</div>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
<em style="box-sizing: inherit;">1.&nbsp;Zâtî sıfatlar (Bunlar sübutî ve selbî olarak iki kısma ayrılırlar)<br style="box-sizing: inherit;" />2.&nbsp;Fiilî sıfatlar.<br style="box-sizing: inherit;" />3.&nbsp;Manevî sıfatlar.</em></div>
</blockquote>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Allah’ın bütün güzel isimleri bu sıfatlardan birine dayanır. Meselâ,&nbsp;Âlim&nbsp;ismi&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">sıfat-ı sübutiye</em>den&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">“ilim”&nbsp;</em>sıfatına,&nbsp;Kadîr&nbsp;ismi&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">“kudret”&nbsp;</em>sıfatına,&nbsp;Mütekellimismi&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">&#8220;kelâm&#8221;&nbsp;</em>sıfatına dayanır. Keza,&nbsp;Evvel&nbsp;ismi, zatî sıfatlardan&nbsp;kıdem&nbsp;sıfatına,&nbsp;Âhir&nbsp;ismi,&nbsp;bekâ&nbsp;sıfatına dayanır.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
<em style="box-sizing: inherit;">İlâhî isimlerden çoğu&nbsp;fiilî sıfatlara&nbsp;dayanmaktadır.&nbsp;</em>Hâlik&nbsp;ismi,&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">yaratma</em>&nbsp;fiiline;&nbsp;Muhyi&nbsp;ismi<em style="box-sizing: inherit;">&nbsp;ihya&nbsp;</em>(hayatlandırma) fiiline;&nbsp;Musavvir&nbsp;ismi&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">tasvir</em>, yâni sûret verme fiiline;&nbsp;Mümit&nbsp;ismi,&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">imate</em>&nbsp;(ölümü verme) fiiline dayanır.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Bazı isimler de<em style="box-sizing: inherit;">&nbsp;manevî sıfatlara</em>&nbsp;istinat ederler.&nbsp;Hakîm&nbsp;ismi Cenâb-ı Hakk’ın&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">hikmet</em>&nbsp;sahibi olması sıfatına;&nbsp;Kebir&nbsp;ismi,&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">kibriya</em>&nbsp;sahibi olma vasfına;&nbsp;Cemilismi,&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">cemal</em>&nbsp;sahibi olmasına dayanır&#8230;</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
</div>
<h1 id="h1baslik" style="background-color: white; box-sizing: inherit; color: #990000; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 20px; font-weight: normal; line-height: 29px; margin: 0px !important; min-height: 1rem; padding: 10px;">
Zat-ı İlahi, Lafza-i Celal, Şuunat, Sıfât, Esma ve Ef&#8217;al kavramlarını örneklerle açıklar mısınız?</h1>
</div>
<div>
</div>
<div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Değerli kardeşimiz,</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Zât-ı İlâhi:&nbsp;“Cenâb-ı Hakk’ın, bütün sıfatları, fiilleri, isimleri sonsuz kemalde bulunan ve her türlü noksanlıktan münezzeh bulunan Zâtı.”<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />“İzzet sahibi Rabbin onların isnad etmekte oldukları vasıflardan yücedir, münezzehtir.”&nbsp;(Saffat, 37/180)<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Bazı kimseler Cenâb-ı Hakk’ın kudsî zâtı hakkında bir takım sorular ortaya atıyor, asılsız ve temelsiz tahminler yürütüyorlar. Bunu yapanlar, daha çok, itikadı zayıf, fikri sönük, kul olduğundan gafil ve ameli noksan kimseler. Bunlar sorumluluktan korkuyor, âhiretten ürküyor, ibadetten kaçıyorlar. Kendi vehimleriyle öyle bir ilâh arıyorlar ki, O’nun mülkünde diledikleri gibi hareket edebilsinler. Ölümle hiçliğe gömülüp bir daha dirilmesin, hesaba çekilmesinler. O bâtıl mabudun, emir ve yasakları olmasın. Her işlerinde kendi başlarına buyruk olsunlar. Nefisleri nereyi isterse oraya koşabilsin, nereden hoşlanmazsa oradan kaçabilsinler.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Onlara Asr-ı Saadet öncesini hatırlatıp deseniz ki,&nbsp;“O günün insanları kendi yaptıkları putlara taparlarmış.”,&nbsp;“Böyle saçmalık mı olur?”&nbsp;derler. Gel gör ki, kendi yaptıkları onlarınkinden pek farklı değil. Onların elleriyle yaptıklarını, bunlar hayalleriyle yahut vehimleriyle yapmaya çabalıyorlar. Bir de, onların gayesi tapınmak imiş, bunların ki ise ibadetten kaçmak.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Biz bu adamları kendi kuruntularıyla başbaşa bırakıp, insan aklının bu vadideki güçsüzlüğünü şöyle bir düşünelim:<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Ne göz her varlığı görür, ne kulak her sesi işitir, ne de akıl her şeyi anlar. Her şey Allah’ın mülkü ve mahlûku. Akıl ise o her şeyden sadece bir şey. Ve her mahlûk gibi, o da mahdut, sınırlı. Henüz bir hücreyi bile tam olarak izah edememiş, genin şifrelerini çözememiş. Öte yandan galaksilere sınır biçememiş, semanın azametini rakamlara dökememiş. Kısacası, insan aklı henüz mahlûkat dairesini bütünüyle anlamış değil. Bu hâliyle kalkıyor, hâlikıyeti anlamaya, bu mukaddes sahada tahminler yürütmeye zorlanıyor. Kaldı ki, akıl henüz kendi mahiyetinin cahili. Nasıl bir mahlûk olduğunu hakkıyla anlamaktan âciz.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Akıl nedir?&nbsp;Nasıl çalışır? Duyu organlarıyla edindiği bilgileri nasıl yoğurur? Hâfızadan nasıl yardım alır? Elde ettiği neticeleri hâfızaya ne ile gönderir? Bu ve benzeri nice sorulara insanoğlu cevap bulamamakta.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Aslında aklın kendi mahiyetini bilmemesi, insan için büyük bir irşad kapısı, büyük bir hidayet vesilesi. “Henüz kendini lâyıkınca bilmeyen bir âletin öncülüğüne fazla güvenilmez” diye bir ikaz işareti.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Hiçbir akıl kendi mahiyetini bilemez ve yine hiçbir akıl kendi varlığından şüphe etmez. Bu, İlâhi hikmetin bir şifresidir. İnsan bu şifreyi çözerse, ne bu âlemin bir sahibi olduğundan şüphe eder, ne de O’nun kudsî zâtını anlamaya zorlanır.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Cenâb-ı Hakk’ın mukaddes Zâtı hakkında ortaya atılan bütün hayaller ve vehimler,&nbsp;“Akıl mahlûktur, Hâlıkını ihata edemez.”&nbsp;hakikatına göz kapamanın birer acı neticesi.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Evet,&nbsp;“Akıl mahlûktur, Hâlıkını ihata edemez.”&nbsp;yâni, hakkıyla kavrayamaz, lâyıkıyla bilemez.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Çevremizdeki varlıklara şöyle bir göz atalım. Bahçelerde boy gösteren ağaçlar, kırlarda otlayan koyunlar, üzerimizde uçuşan kuşlar, her an emdiğimiz hava, dünyamızı aydınlatan Güneş, gece yolumuzu gösteren Ay&#8230; Hepsi Hakk’ın mahlûku&#8230; Herbirine ayrı bir mahiyet verilmiş, farklı özellikler takılmış, değişik vazifeler yüklenmiş. Arı, Güneşe benzemediği gibi, bal vermesi de ışık saçmaya benzemiyor.&nbsp;<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Kuş, ceylan, balık ve şu yerküre&#8230; Herbiri ayrı bir varlık. Ne zâtları birbirine benziyor, ne sıfatları, ne de fiilleri&#8230; Biri uçar, diğeri koşar, beriki yüzer, bu ise döner&#8230; Herbiri ayrı bir âlem.&nbsp;<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Misâlleri çoğaltabiliriz.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Şimdi düşünelim: Bu ayrı ayrı mahiyetler kimin hazinesinden geliyor? Bu sıfatları bu varlıklara kim taktı? Hiçbiri kendi zâtını, fiillerini ve sıfatlarını kendisi arayıp bulmadığına, beğenip almadığına göre, bu kadar farklı varlıklar kimin kaderiyle takdir edildi ve kimin kudretiyle icad edildiler?&nbsp;<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Bozulmamış her akıl idrak eder ki, bu varlıkları yaratan elbette hiçbir cihetle onlara benzemez. Ve bu mahlûklar, akıllı olsalar, hiçbiri Hâlıkını kavrayamaz; O’nun kudsî Zâtını anlayamaz.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Bir de kendi varlığımızı düşünelim. Herbiri değişik özeliklere sahip ve farklı işler gören organlarımızı; “gözümüzü, kulağımızı, kalbimizi, ciğerimizi” bir an için şuurlu farzedelim ve onlara ruhu soralım,&nbsp;“Ruhu nasıl bilirsiniz?”&nbsp;diyelim. Bu organlardan, şuurunu yerinde kullananlar diyeceklerdir ki, o hepimizi idare eden ve hiçbirimize benzemeyen bir başka varlıktır. Onun hakkında ne konuşsak, yalan olur. O’nu neye benzetsek saçmalarız, gülünç düşer ve rezil oluruz.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />İkisi de mahlûk oldukları halde, bedenin organları ruhu anlayamıyor. O halde, bir mahlûk olan akıl, kendi Hâlıkının kudsî mahiyetini nasıl anlayabilir? O’nun mukaddes Zâtını nasıl kavrayabilir?&#8230;<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Zaten, akıl neyi anlarsa, hâfıza neyi alır, hayal neye ulaşırsa, bütün bunlar tıpkı, gözün gördüğü, kulağın işittiği, dilin tattığı varlıklar gibi birer mahlûk olurlar. Bu âletlerin hepsi yaratılmış&#8230; Elbette, bu terazilerin tartabildikleri de ancak mahlûk olabilir, Hâlık olamaz&#8230;<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Lâfza-i Celâl, Allah&#8230;<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Semayı direksiz durduran&nbsp;Kayyum.&nbsp;Küreleri muntazam döndüren&nbsp;Hâkim. Bütün hayatları bahşeden&nbsp;Muhyi.&nbsp;Bütün kuvvetleri lütfeden&nbsp;Kâdir.&nbsp;Sonsuzluk, zâtına has olan&nbsp;Bâki.&nbsp;Evveli olmaktan münezzeh&nbsp;Kadîm.&nbsp;Tüm sesleri birden işiten&nbsp;Semi’.&nbsp;Gizli-âşikârı bir gören&nbsp;Basîr.&nbsp;Varlığı her şeyden âşikâr&nbsp;Zâhir.&nbsp;Ne his, ne akılla bilinmez&nbsp;Bâtın. Allah&#8230;<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Varlık O’nun varlığını gösterir. Birlik O’nun vahdetini bildirir.&nbsp;<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Şu bütün çekirdekler, yumurtalar, kökler ve nihayet varlık âleminin ilk mahlûku Nur-u Muhammedî, bize O’nun evveli olmaktan münezzeh bir ezelî olduğunu ders verirler.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Şu varlık âleminde bir süre kendini gösterip sonra gözden kaybolan hadsiz eşya, onları terhis edip yerlerine yenilerini getiren bir ebedî kudreti durmadan ilân ederler.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Nurları<br />
n Muazzez Müellifi&#8217;nin pak gönlünden coşarak satırlara dökülen şu hikmet çağlayanını birlikte dinleyelim:<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />“Şu mevcudat İrade-i İlâhiyye ile seyyaledir. Şu kâinat emr-i Rabbanî ile seyyaredir. Şu mahlûkat, İzn-i İlâhî ile zaman nehrinde mütemadiyen akıyor. Âlem-i gaybdan gönderiliyor, âlem-i şehadette vücud-u zahirî giydiriliyor. Sonra âlem-i gayba muntazaman yağıyor, iniyor. Ve emr-i Rabbanî ile mütemadiyen istikbalden gelip hâle uğrayarak teneffüs eder, mâziye dökülür.”&nbsp;(Mektubat)<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Allah, başlangıcına hiçbir hayalin erişemeyeceği o zaman nehrini akıtan Zât. Onda akıttığı nice maddelerden şu gökkubbeyi çatan Zât. Bu kâinat sarayını bir süre boş olarak o nehirde akıttıktan sonra, rahmet hazinelerinden, o akıcı âleme, fâni mahlûkatını döken Zât. Bitkileri o arz sahrasında yaratan, hayvanları o tarlada otlatan ve öldüren, insanları o gezici imtihan meydanına getiren ve götüren Zât. Herkes ve her şey O’nun zaman nehrinde akmağa ve sonunda zevâl ve ölümü tatmağa mahkûm.&nbsp;Hâkim ancak O. Rahîm ancak O. Bâki ancak O. Kadîm ancak O&#8230;<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />O’nun yarattığı, zaman içinde yüzdürdüğü ve dünyasında gezdirdiği bir kul olarak, O’nun kemalini nasıl idrak edebiliriz!..<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Mahlûk ve sınırlı olan aklımızla, bütün sıfatları sonsuz kemalde bulunan&nbsp;Allah’ın zâtını elbette idrak edemeyiz.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Evet, O’nun zâtının kutsî mahiyetini ancak kendisi bilir.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Allah, bizleri imana, marifete, muhabbete götürecek pekçok duygularla, lâtifelerle donatmış. Bu yaratılışımız sayesinde, pekçok hakikatlara muhatab olabiliyoruz. Bunlardan birisi de, Allah’ın zâtının bilinmezliği.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Allah’ın zâtı hakkında tefekkür etmek insanı şirke götürür. Yâni, böyle bir düşünceye dalan insan Allah’a ortak koşma yolundadır. İnsan, Allah hakkında her ne düşünse, o kendi fikrinin bir mahsulü olmaktan ileri gidemez. Akıl mahlûk olduğu gibi, onun düşündükleri de mahlûk. İnsan, Allah’ın zâtı hakkında her ne düşünse, mahlûkattan elde ettiği bilgiler ve görgüler çerçevesinde düşünecek ve mutlaka hataya düşecek, yanlış karar verecektir.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />İşte bu noktada, kalbimizi nurlandıran, aklımızı kamaştıran, fikrimize ufuklar kazandıran büyük bir lütufla karşı karşıyayız: Kur’an. Allah’ı, o Allah kelâmı ile bilen insan, hakikata ermiştir. Beşer aklının bu vadide konuşacağı sözler çok sınırlı.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Allah’ın sıfatları, fiilleri, isimleri, şuunatı hakkında da bu zaif aklın bize söyleyeceği çok az şey vardır.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />“Rabbimizin bizden razı olması için neler yapmalıyız?”&nbsp;sorusu ise aklın hiç yanaşamayacağı bir umman.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Akılla sahiline erişilmez nice sahalarda Kur’an sayesinde rahatlıkla dolaşıyor, fikrin takatini aşan nice hakikatleri kolaylıkla anlıyoruz.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Şuunat:<br style="box-sizing: inherit;" />Şuunat,&nbsp;&#8220;Şe’n&#8221;in çoğuludur.&nbsp;Şe’n:&nbsp;“Şan. Tavır. Hâl. Kabiliyet. Emir. Kasıt”<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Allah’ın zâtı mukaddes olduğu gibi, şuunatı da mukaddes. Yâni, beşer aklı bu hususta ne düşünse, ne tahmin etse, ne hayaller kursa Allah’ın zâtı ve şuunatı bunların hiçbirine benzemez; hepsine benzemekten münezzehtir.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Şuunat,&nbsp;şe’n’in çoğulu. Şe’n için Türkçe&#8217;mizde tam bir karşılık bulamıyoruz. En yakın mânâ olarak&nbsp;“hal, kabiliyet”&nbsp;deniliyor.&nbsp;<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Hâlık (yaratıcı)&nbsp;Allah’ın bir ismidir.&nbsp;Hâlıkıyet ise şe’nidir.&nbsp;Yâni, yaratıcı olmak Allah’ın şânındandır. Bu hâlıkıyetini icra etmek diledi mi bu dilemeği, yâni bu iradeyi, ilim, kudret gibi sıfatlar takib ediyor ve halk (yaratma) fiili icra ediliyor. Böylece yaratılan o mahlûkta Hâlık ismi tecelli ediyor.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Rab da Cenâb-ı Hakk’ın bir başka ismi,&nbsp;Rab, yâni terbiye edici.&nbsp;Rububiyet (terbiye edici olmak) ise Allah’ın bir şe’ni.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Bütün İlâhî isimler böylece düşünüldüğünde herbirinin şuunât-ı ilâhiyyeden bir şe’n’e dayandığı anlaşılır.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Sevmek, lezzet almak, hoşlanmak insan için birer şe’n. Allah da mahlûkatını sever ama, bizim bir eserimizi sevmemiz gibi değil. İşte bu İlâhî muhabbeti, mahlûkatın sevgilerinden ayırmak için&nbsp;“mukaddes”&nbsp;kelimesi kullanılır. Allah da kulunun ibadetinden memnun olur. Ama, bu memnuniyet bir padişahın kendisine itaat eden bir askerinden memnuniyeti cinsinden değildir. İşte bunu zihinlere yerleştirmek için&nbsp;“memnuniyet-i mukaddese”&nbsp;tabiri kullanılıyor.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Allah’ın bütün mahlûkatının ihtiyaçlarını görmekte bir&nbsp;lezzet-i mukaddesesi&nbsp;vardır. Ama bu lezzet, bizim bir fakiri giydirmekten yahut doyurmaktan aldığımız lezzet gibi değildir.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />“Her bir faaliyette bir lezzet nev’i vardır”&nbsp;hakikatından hareket ederek kâinata nazar ettiğimizde, Cenâb-ı Hakk’ın herbir fiilini icra etmekte, herbir ismini tecelli ettirmekte bir lezzet-i mukaddesesi olduğu aklımıza görünür. Bu lezzetin keyfiyetini ise akıl idrak edemez. Zira, akıl ancak mahlûkat sahasında düşünebilir. Hâlık, düşünme sahasına -hâşâ- girmez. O’nun zâtına ve şuunatına akıl değil kalp teveccüh edebilir; iman ile, marifet ile, muhabbet ile, haşyet ile&#8230;<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Esma-i İlâhîyeden sadece Rab ismiyle meselemize bir derece ışık tutmağa çalışalım:<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Her mahlûku O terbiye ediyor. Bunların herbirisiyle hususî alâkadar oluyor; bir lezzet-i mukaddese ile.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Güneşi yandırmak, arzı döndürmek, yumurtayı uçurmak, nutfeyi gezdirmek birbirinden çok ayrı harika birer terbiye. Hayvan nev’ilerinin herbirinin de nice cinsleri var. Her nev ve her cins değişik özelliklere sahip. Herbirinin bütün ihtiyaçlarını gözeterek terbiyesine bakmak Allah’a mahsus.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Şu dünya kafesindeki kuş nevilerine bakalım. Ruhunda tereddüt ve korkunun hükmettiği serçeden, heybet ve ihtiras timsali kartala kadar bütün kuşları aynı kafeste ne kadar mükemmel besliyor. Herbirinin ihtiyaçlarını ne kadar muntazam görüyor.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Bir kuş nev’inde birbirinden bu kadar farklı terbiyeleri birlikte icra eden Allah, aynı anda, denizlerde ve okyanuslarda o kadar farklı balık çeşitlerini ayrı ayrı terbiyeden geçiriyor, besliyor, büyütüyor, idare ediyor. Herbirinin hertürlü ihtiyacını görüyor. Ömrü dolan bir balık başkasına yem oluyor. Böylece sanki,<br />
&nbsp;“Ne zamandan beri rızıklanarak Rabbimin Rezzak ismine ayine oldum, şimdi de aynı vazifeyi rızık olarak göreyim ve bu dünyadaki son tesbihimi de böylece yapayım.”&nbsp;diyor.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Orman ayrı bir âlem&#8230;&nbsp;Nice farklı terbiyeler de orada birlikte ve aynı anda gerçekleşiyor. Arslanın, kaplanın, parsın, sincabın, ceylanın, tilkinin, tavşanın terbiyeleri hep ayrı ayrı veriliyor. Rızıkları ayrı ayrı hazırlanıyor.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Bütün bu&nbsp;milyonu aşan hayvan nev’inin terbiyesi&nbsp;yanında, aynı anda yinemilyonu aşkın da bitki nev’i&nbsp;terbiye görmekte. Yoncasından kavağına, domatesinden baklasına, gülünden lâlesine, goncasına kadar&#8230;<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />İşte Rabb-ül Âlemin, melekler âlemini, sema âlemini, arz âlemini ve onlardaki bu milyonlarca ayrı âlemi birlikte tanzim ve idare etmekten, onlarda san’atını, ilmini, kudretini, ihsanını, keremini sergilemekten, beşerî ölçülere gelmez ulvî bir lezzet alır. İşte bu İlâhî lezzet,&nbsp;“lezzet-i mukaddese”&nbsp;tabiriyle ifade ediliyor.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />“İnsanın bir ferdi sair hayvanatın bir nev’i gibidir.”&nbsp;(Mesnevî-i Nuriye’den) hakikatının penceresinden meselemize nazar ettiğimizde bambaşka bir tabloyla karşılaşırız.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />İmanın, ihlâsın, havfın, muhabbetin, güzel ahlâkın sonsuz dereceleri, muhtelif fertlerde ve ayrı ayrı mertebelerde, kendilerini gösteriyorlar. Her peygamber (a.s.), her sahabi, her veli ve nihayet her mü’min ayrı bir âlem.&nbsp;<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Büyük insanların hepsinde her güzel ahlâk mevcut. Ama, farklı derecelerde, ayrı seviyelerde. Kimi muhabbette daha ileri, kimi Allah korkusunda, kimi ilimde umman, kimi cömertlikte. Biri cihatta önder, beriki tefekkürde.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Bütün bu güzelliklere, insanlar arasında, en ileri seviyeyle sahip olan bir tek zât var:&nbsp;Resulûllah (a.s.m.) Efendimiz.&nbsp;Allah’ın, insan terbiyesinden aldığı lezzet-i mukaddesenin en ileri seviyesi de&nbsp;Habibullah’ın terbiyesinde saklı.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />“Kulum bana adım adım gelirse, ben ona koşarak gelirim.”&nbsp;Hadis-i Kudsîsini bu yönüyle şöyle anlayabiliriz: Biz Allah’ı sevme vadisinde bir adımlık yol alsak, Allah’ın bize göstereceği mukaddes sevgi bunun on, yüz, bin, milyon katı kadar olacaktır. Çünkü, biz O’nun kuluyuz, O’nun san’atı, O’nun mahlûkuyuz.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Bir baba bile evlâdından gördüğü bir sevgiye on belki yüz katıyla karşılık verirse, Hâlık’ın, kendini seven bir mahlûkuna muhabbeti nasıl olur?<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Ve Cenetteki sonsuz ihsanlar&nbsp;lezzet-i mukaddesesinin en ileri mertebesi.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Ve Cennet&#8230;&nbsp;Allah’ın saadet yurdu olarak yarattığı mukaddes belde&#8230; Sevdiği kullarını ebediyyen sevindirmenin İlâhî sürûru ve mukaddes lezzetleriyle Rabbimiz o âlemde mü’minlere sonsuz ikramlarda bulunacak.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Diğer Esma-i İlâhiyyenin tecellileri de Rab ismiyle birlikte düşünüldüğünde, Allah’ın lezzet-i mukaddesesinin de ilmi ve kudreti gibi sonsuz olduğuna bir derece bakılabilir.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />İlâhi Sıfatlar</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Sıfat: “Vasıf. Hâl. Keyfiyet. Nişan. Alâmet” “Zâtın bazı ahvâline delâlet eden bir isim.”<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Cenâb-ı Hakk’ın zâtı bilinmez; ama zâtının varlığına mahlûkat adedince şahitler mevcut. O’nun mukaddes sıfatları da kemaliyle idrak edilemez; ancak o sıfatların varlıkları ve sonsuz oldukları bilinebilir.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />İlâhî sıfatlar,&nbsp;“sübutî”&nbsp;ve&nbsp;“selbî”&nbsp;olmak üzere iki gruba ayrılıyor.&nbsp;<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Sübutî sıfatlar, “hayat, ilim, irade, kudret, sem (işitme), basar (görme), kelâm ve tekvin.” Bu sıfatların hepsi ezelî, hepsi ebedî, hepsi sonsuz ve yine hepsi mutlak.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Bu sıfatlarda ne bir azalma ne de artma düşünülebilir.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Hayat,&nbsp;Allah’ın bir sıfatı. Ezelde ne ise ebedde de aynı. Bu hayatta ne bir azalma olur, ne de artma. Bizlere hayat bahşetmesi, O’nun ihya (hayat verme) fiiliyledir. Bizde hayat yaratmakla O’nun hayatında bir noksanlık olmaz. Malûmdur ki,&nbsp;Allah maddeden münezzehdir; maddenin sıfatlarından da münezzehdir.&nbsp;Allah bir maddî mahlûkuna ağırlık, boy, en, hacim gibi sıfatlar takmış. Bu sıfatlardan O’nun zâtı münezzeh.&nbsp;Bunların hepsini yoktan yaratıyor. O halde bu eşya ne kadar çok yaratılırsa yaratılsın Allah’ın zâtı için ve zâtî sıfatları için bir değişme söz konusu olamaz. İnsan bile, eserine benzemezken, eserinde yaptığı değişiklikler onun zâtında bir değişme meydana getirmezken, mahlûkattaki değişmelerin İlâhî sıfatlarda bir değişiklik yapması nasıl düşünülebilir?!..<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Allah’ın bir sıfatı da ilim.&nbsp;Ne kadar varlık yaratırsa yaratsın, onlara ne kadar hikmetler, mânâlar, faydalar takarsa taksın Onun ilim sıfatında bir değişme düşünülemez.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Allah’ın kudreti de öyle.&nbsp;Ağaca elma takmakla, insan koluna kuvvet takmak arasında Allah için bir fark yoktur. Elma da O’nun mahlûku, kuvvet de. Mahlûkun artıp azalması ise, Hâlikde hiçbir değişme meydana getiremez.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />İlâhî sıfatlardan bir diğeri&nbsp;“Basar”&nbsp;yâni görme, biri de “Sem’ ”, yâni işitme. Maddeden münezzeh olan Allah’ın görmesi gözden, işitmesi de kulaktan münezzeh. İlmi ve kudreti gibi görmesi ve işitmesi de sonsuz. Bir anda sonsuz işleri kudretiyle gördüğü gibi, sonsuz sesleri de işitmekte ve sonsuz eşyayı görmekte.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Bu eşyadan birisi kendi nefsimiz, kendi vücudumuz, kendi ruhumuz.&nbsp;&nbsp;<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Bizim ne hücrelerimizi değiştirmeğe gücümüz yeter, ne de mevsimleri. Dünyamızı gece ile örten de O, gözümüzü uyku ile kapatan da. Diğer varlıklar da bizim gibi. Meseleyi böyle değerlendirirsek Rabbimizin, sonsuz sıfatlarıyla bütün eşyayı ihata ettiğini ve herbir mahlûkunun yanında hazır olup, onun bütün ihtiyaçlarını bizzat gördüğünü daha iyi anlarız.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Sübutî sıfatlarının varlığını bilelim diye, Rabbimiz ruhumuzda bir sıfatlar âlemi yaratmış. Bizim de hayatımız, ilmimiz, irademiz, kudretimiz, işitme ve görmemiz var. Ama bunların hepsi mahlûk, hepsi sınırlı, hepsi kula münasip. Allah da hayat sahibidir ama kulunun hayatı gibi değil. O da görür, işitir fakat kulun görmesi, işitmesi gibi değil. Onun da iradesi var, ama cüz’î değil. O da kudret sahibi, lâkin bu kudret sınırlı değil.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Biz bu mahlûk sıfatlarımızı iyi değerlendirebilirsek Allah’ın mutlak ve sonsuz sıfatlarının var olduğunu bilir, onları sonsuz olarak tanırız.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />“Kalem-i Kudret”&nbsp;tabirinden ilham alarak şöyle düşünebiliriz: Şuursuz kalemden yine şuursuz mürekkep akıyor. Ama, kâğıda ilim saçan bir cümle dökülüyor. Ve biz bu yazıyı ilim sahibi, gören, işiten bir zâtın irade ettiğini hemen anlıyoruz. Bir çocuğa bile, sahifedeki resimleri kalemin çizdiğine inandıramazsınız.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Yeryüzü bir sahife.&nbsp;Bütün çiçekler, ağaçlar, böcekler, kuşlar ve nihayet bütün bir insanlık âlemi bu sahifede yazılıyor. Allah’ın kudret kalemiyle, ilmiyle, iradesiyle.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Allah bütün bu mahlûklarını görüyor, ihtiyaçlarını biliyor, seslerini işitiyor ve onlarla kelâm ediyor; vahiy ve ilham ile. Sübutî sıfatların varlığını böylece tasdik eden insan, bunlardan selbî sıfatlara intikal eder.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Vücut sıfatı hakkında şöyle düşünür:&nbsp;Her isim bir varın alâmeti, simgesi. Ağaç diyorsam, bu isme sahip bir varlık olduğu içindir. Toprak, su, deniz, ova, gök, yer, melek, insan hep varlık isimleri&#8230; Bu varlıkların var edilmelerini yokluğa veremeyeceğime göre, bütün bunlar Allah’ın varlığına birer delil, birer alâmet. Ve O’nun vücut sıfatına birer şâhit.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Sonra her varlığın bir başlangıcı olduğunu düşünür; başlangıcı olmaktan münezzeh olan Allah’ın “kıdem” sıfatını onlarda okur. Keza her varlığın bir sonu olduğunu dikkate alır ve sonu olmaktan münezzeh olan Allah’ın&nbsp;“beka”&nbsp;sıfatını bütün kalbiyle tasdik eder.&nbsp;<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Bir eseri yazan zâtın eserdeki hiçbir kelimeye, hiçbir cümleye benzemeyeceğini, zira kâtibin yazı cinsinden olmayacağını dikkate alır ve elementlerden kürelere, ruhlardan meleklere, çiçeklerden&nbsp; yıldızlara kadar bütün varlık âleminin yaratıcısı olan Allah elbette hiçbir mahlûka benzemeyecektir der ve O’nun&nbsp;“Muhalefetün-lil-havadis (zâtının hiçbir varlığa benzememesi)&nbsp;sıfatına iman eder.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Hiçbir varlığın kendi varlığını kendi iradesiyle ayakta tutmadığını, hepsinin bir İlâhî lütufla varlıklarını sürdürdüğünü düşünür ve Allah’ın&nbsp;“Kıyam-binefsihi”sıfatına bütün ruhuyla iman eder.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />İlahi İsimler<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Bazı İslâmî kaynaklarda İlâhî isimlerden de sıfat diye söz edildiği görülür. Meselâ,&nbsp;“Kerim”,&nbsp;Allah’ın bir ismidir. Aynı zamanda Allah’ı kerem sahibi olarak vasıflandırması cihetiyle de sıfat vazifesi görür. “Kerim Allah” dediğimiz zaman Kerim ismini sıfat makamında kullanmış oluruz.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Yine bu kaynaklarda Cenâb-ı Hakk’ın sıfatları üç grupta mütalâa edilir:&nbsp;“Zâtî sıfatlar” (bunlar sübutî ve selbî olarak iki kısma ayrılırlar),&nbsp;“fiilî sıfatlar”, bir de&nbsp;“manevî sıfatlar.”&nbsp;Allah’ın bütün güzel isimleri bu sıfatlardan birine dayanır. Meselâ,&nbsp;Âlim ismi sıfat-ı sübutiyeden “İlim” sıfatına,&nbsp;“Kadîr” ismi “Kudret” sıfatına,&nbsp;“Mütekellim” ismi “Kelâm” sıfatına dayanır.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Keza,&nbsp;Evvel ismi,&nbsp;sıfat-ı selbiyeden&nbsp;“Kıdem”&nbsp;sıfatına,&nbsp;“Âhir”<br />
 ismi,&nbsp;“Bekâ”&nbsp;sıfatına dayanır.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />İlâhî isimlerden çoğu fiilî sıfatlara dayanmaktadır.&nbsp;Hâlik&nbsp;ismi, yaratma fiiline;&nbsp;Muhyi&nbsp;ismi ihya (hayatlandırma) fiiline;&nbsp;Musavvir&nbsp;ismi “tasvir”, yâni sûret verme fiiline; Mümit (ölümü verici) ismi, imate (ölümü verme) fiiline dayanır.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Bazı isimler de manevî sıfatlara istinad ederler. Hakîm ismi Cenâb-ı Hakk’ın hikmet sahibi olması sıfatına;&nbsp;“Kebir”&nbsp;ismi, kibriya sahibi olma vasfına;&nbsp;Cemil&nbsp;ismi, cemal sahibi olmasına dayanır.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Buna göre biz Rabbimizi hangi isimle yâd edersek edelim, o isim aynı zamanda Rabbimizin bir vasfını, bir kemalini, bir cemalini, yahut ahlâk-ı ilâhiyyesinden bir ahlâkını ifade etmekle sıfat vazifesi görür.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Cenâb-ı Hakk’ın zâtı birdir ama isimleri yüzlerce, binlercedir. Hatta bazı zâtlara göre ilâhî isimler sonsuzdur. İşte bu isimler arasındaki farklılık, onların tecelligâhı olacak varlıkların da farklı olmalarını zarurî kılmıştır.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Allah’ın bütün isimleri güzeldir.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Zâtı güzel olduğu gibi bütün zâtî isimleri de güzeldir.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Sıfatları güzel olduğu gibi, bu sıfatlardan doğan sonsuz fiilleri de güzeldir. Ve bu fiillere dayanan ‘fiilî isimleri’ de güzeldir.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Bu sırra eren kâmil insanlar,&nbsp;“Kahrın da hoş, lütfun da hoş”&nbsp;demişlerdir. Zira, Kahhâr ismi de güzeldir, Latîf ismi de.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Bu kısa açıklamadan sonra,&nbsp;‘zât, şuunât, sıfat, fiil, isim’&nbsp;münasebetinden de kısaca söz edelim:<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Nur Külliyatı&#8217;nda bu önemli konu defalarca işlenmiş ve misallerle izah edilmiştir. Bunlardan birisinin sonunda şu hüküm cümlesine yer verilmiştir:<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />“İşte bütün âlemdeki âsâr-ı sanat ve bütün mahlukat, herbiri birer eser-i mükemmel olduğundan, herbiri bir fiile ve fiil ise isme, isim ise vasfa ve vasıf ise şe’ne ve şe’n ise zâta şehadet ettikleri için; masnuat adedince birtek Sâni’-i Zülcelâl’in vücub-u vücuduna şehadet ve ehadiyetine işaret ettikleri gibi; heyet-i mecmuası ile, silsile-i mahlukat kadar kuvvetli bir tarzda bir mi’rac-ı marifettir.”&nbsp;(Sözler)<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Buna göre,&nbsp;mahlukatı tefekkür ederken takip edeceğimiz sıra&nbsp;şöylece ortaya konulmuş oluyor:&nbsp;eser, fiil, isim, sıfat (vasıf), şe’n, zât.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Allah’ın, bir mahluku yaratmasında ise bu sıra&nbsp;şu şekli alıyor:&nbsp;zât, şe’n, sıfat, isim, fiil, eser.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Bir hadis-i kutsî de şöyle buyruluyor:<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />“Ben gizli bir hazine idim, bilinmeye muhabbet ettim (bilinmek istedim) de kâinatı yarattım.”<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Bu kutsî hadisin ışığında şöyle diyebiliriz: Bu varlık âleminin yaratılmasında ilk safha, Allah’ın bilinmeye muhabbet etmesidir. Bu ise ilâhî şuunâttan bir şe’ndir.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Bu ilâhî istekten sonra, kâinatın yaratılması irade edilmiştir, irade ise bir ilâhî sıfattır. Bu irade ile birlikte kudret, ilim gibi bütün sıfatların, tabiri caizse, faaliyet göstermesi söz konusudur. Demek ki&nbsp;sıfatları faaliyete geçiren şuunâttır.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Sıfatlar belli sayıda olmakla birlikte, bunlardan sonsuz fiiller zuhur etmiştir ve bu fiillerden her birisi, Allah’ın, ezelden beri var olan bir ismine dayanır. Terbiye fiilinin Rab ismine dayanması gibi.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Şu var ki, henüz hiçbir varlığın yaratılmadığı dönemde de, bu isimler var idi, ama tecelli etmemişlerdi.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Mahlukatın yaratılmasıyla tecelli eden isimler, fiilî isimlerdir;&nbsp;Rezzak, Hâlık, Muhyî, Mümit gibi&#8230;<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Zâtî isimlerin varlığına bu âlemde birçok delil varsa da bu, ‘tecelli’ demek değildir. Meselâ,&nbsp;Kadîm ismi hiçbir şeyde tecelli etmez.&nbsp;Çünkü evveli olmamak ancak Allah’a mahsustur. Ama biz, eşyanın evvellerine bakarak bunları yaratan Allah, Kadîm’dir, ezelîdir diyebiliriz. Yani, Allah’ın Kadîm ismini eşyanın evvellerinde okuyabiliriz, fakat bu bir tecelli değildir.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Şu noktayı da önemle belirtmek isteriz:<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Tecelli etmek başkadır, ayna olmak daha başkadır.&nbsp;İnsanın ölümünde Allah’ın Mümit (ölümü yaratan) ismi tecelli eder, fakat Bâkî ismi tecelli etmez.&nbsp;Ama, insanların ölümleri Bâki ismine bir ayna olurlar;&nbsp;yani biz, ölümlerde Allah’ın Bâki ismini okuyabiliriz.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Demek oluyor ki, âlemlerin yaratılmasıyla Allah’ın fiilî isimleri tecelli etmiş oldular. Böylece şu gördüğümüz ve göremediğimiz ilâhî eserler vücut buldular.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Allah’ın en mükemmel eseri, insan ruhudur. Bu ilâhî mucizede, nice ilâhî hakikatlerin birtakım işaretleri mevcuttur. Meselâ, insan kendi kudretini tefekkür ederek, ilâhî kudretin varlığını bilebilir; ancak, kudretinin mahluk olduğunu ve ilâhî kudrete işaret ettiğini unutmamak şartıyla&#8230;<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Mâlûm olduğu gibi, haritadaki bir işaret bir şehri gösterir, ama o işarette şehrin binalarını, caddelerini, büyüklüğünü, şeklini bulamazsınız; sadece o şehrin varlığından haberdar olursunuz o kadar.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />İnsanın sıfatları ve şuunâtı da böyledir.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Bu gerçeği göz önüne alarak şöyle diyebiliriz:<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />İnsan bir fakiri gördüğünde içinde bir merhamet, bir acıma duygusu uyanır. Bu, şuunâta misaldir.<br style="box-sizing: inherit;" />Sonra ona yardım etmeye karar verdiğinde, irade devreye girmiş ve böylece sıfatlara intikal edilmiştir. Elini cebine sokması da yine bir sıfat olan kudretle gerçekleşir.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Fakire sadaka vermek üzere elini uzatması bir fiildir, sadaka verme fiili.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Herkes bir fakiri görebilir, ama sadaka vermeyebilir de. Sadaka vermek, ancak cömert insanların işidir. Demek ki, cömert ismini taşıyan insanlarda, sadaka verme fiili gerçekleşiyor. Yani, bu fiil bu isme dayanıyor.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Sonunda, fakirin eline paranın değmesiyle, olay tamamlanmış oluyor.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />İşte insan, bu istidadı, bu kabiliyeti sayesinde, ilâhî şuunâtı, sıfatları ve fiilleri bir derece tefekk<br />
ür edebiliyor.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Son olarak Nur Külliyatı&#8217;ndaki şu hayatî tavsiye üzerinde de kısaca durmak isterim:<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />“Şeriat ve sünnet-i seniyenin ahkâmları içinde cilveleri intişar eden esmâ-i hüsnanın herbir isminin feyz-i tecellisine bir mazhar-ı câmi’ olmağa çalış&#8230;”&nbsp;(Sözler)<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Buna göre ilâhî isimlere mahzar olmak ve onlardan feyiz almanın en sağlam yolu, Kur’ân’a ve sünnete uymaktır. İnsan, ilâhî emirlere uyduğu, yasaklardan kaçındığı ve bu konuda en büyük rehber olan Allah Resûlünün (a.s.m.) sünnetine ittiba ettiği ölçüde, ilâhî isimlerin tecellilerinden feyiz alır.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Nur Müellifi,&nbsp;‘mazhar-ı câmi’&nbsp;olmaktan söz ediyor ve bunun için çalışmak gerektiğini söylüyor.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Bir mahluk, ne kadar çok isimden ne ölçüde feyiz alırsa, derecesi, şerefi, rütbesi o nisbette yükselir. Bir misal vermek isterim:&nbsp;<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Bir âlimde Allah’ın&nbsp;Alîm&nbsp;ismi tecelli etmiştir. Bu âlim fakirleri doyurduğunda&nbsp;Rezzâk&nbsp;isminden de ayrı bir feyiz alır. Kendisine karşı işlenen bir hatayı affettiğinde ise&nbsp;Afüvv&nbsp;ismine mazhar olur. Bütün bunlar kulun kendi cüz’î iradesiyle yapabildiği işlerdir ve&nbsp;‘mazhar-ı câmi olmaya çalış’,&nbsp;denilmesi de bundandır. Yoksa, bir ilâhî ihsan olarak bizde tecelli eden isimlerde, bizim bir çalışmamız söz konusu değildir.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Nur Külliyatı&#8217;nda, ‘insanın esmâ-i ilâhiyeye mazhar olması’ hakkında çok önemli bir bahis var. ‘Herbir isminin feyz-i tecellisine bir mazhar-ı câmi’ olmayı’ bu bahsin ışığında daha iyi anlayabiliriz:<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />“İnsan, üç cihetle esmâ-i ilâhiyeye bir âyinedir.&#8221;<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Biri&#8221;nci Vecih: Gecede zulümat, nasıl nuru gösterir. Öyle de: İnsan, za’f ve acziyle, fakr u hacatıyla, naks ve kusuru ile, bir Kadîr-i Zülcelâl’in kudretini, kuvvetini, gınasını, rahmetini bildiriyor ve hakeza pek çok evsaf-ı ilâhiyeye bu suretle âyinedarlık ediyor.&#8221;<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />&#8220;İkinci Vecih âyinedarlık ise: İnsana verilen numuneler nev’inden cüz’î ilim, kudret, basar, sem’, mâlikiyet, hâkimiyet gibi cüz’iyat ile kâinat Mâlikinin ilmine ve kudretine, basarına, sem’ine, hâkimiyet-i rububiyetine âyinedarlık eder.&#8221;<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />&#8220;Üçüncü Vecih âyinedarlık ise: İnsan, üstünde nakışları görünen esmâ-i ilâhiyeye âyinedarlık eder.”&nbsp;(Sözler)<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />İlk iki vecihte, insanın iradesi söz konusudur. Yani, insan kendi iradesini doğru kullanarak, aczini ve fakrını bildiği nisbette Allah’ın&nbsp;Kadîr&nbsp;ve&nbsp;Ğanî&nbsp;isimlerine ayna olur. Noksanını bildiği ölçüde, ilâhî sıfatların ve fiillerin kemâlini idrak eder, bu idrakle birlikte o da kemâl bulur, terakki eder.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Öte yandan, insan kendi mahiyetine konulan sıfatları doğru değerlendirdiğinde, bunlar vasıtasıyla, ilâhî sıfatların varlığını idrak eder. İnsan bu sıfatlara sahip olmasaydı, Allah’ın sıfatları ona meçhul olurdu. İlâhî sıfatların bir işareti, bir gölgesi insanın mahiyetinde yaratılmış olduğu için, insan, mahluk olan bu sıfatlarını kıyas unsuru olarak kullanıp, ilâhî sıfatları tefekkür edebiliyor.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Üçüncü vecihte, iradeyi kullanma, yahut kıyas yapma söz konusu değildir. Bu kâinat sergisinde Allah’ın nice farklı eserleri sergileniyor ve her birinde ayrı bir sanat ve farklı bir isim tecelli ediyor. İnsan da bu eserlerden birisi, ama birincisi. O da bir eser olarak kendinde tecelli eden isimleri sergiliyor, seyircilere gösteriyor, fikir erbabına okutturuyor.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Nur Müellifinin, ‘çalış’ tavsiyesi, ilk iki cihet içindir; bu üçüncü cihette kulun bir gayreti sözkonusu değildir.<br style="box-sizing: inherit;" /><br style="box-sizing: inherit;" />Cevşen duasında Allah&#8217;ın 1001 ismi geçmektedir.&nbsp;Hannan&nbsp;ve&nbsp;Mennan&nbsp;isimleri de bunlardandır.</div>
</div>The post <a href="https://ateistlerecevap.org/allahi-tanmak-isteyenler-buyrun/" data-wpel-link="internal">Allah'I tanımak isteyenler buyrun…</a> first appeared on <a href="https://ateistlerecevap.org" data-wpel-link="internal">Ateistlere Cevap</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ateistlerecevap.org/allahi-tanmak-isteyenler-buyrun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Reenkarnasyon nedir? İslamda varmıdır</title>
		<link>https://ateistlerecevap.org/reenkarnasyon-nedir-islamda-varidir/</link>
					<comments>https://ateistlerecevap.org/reenkarnasyon-nedir-islamda-varidir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ateistlere Cevaplar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2017 18:42:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sorular]]></category>
		<category><![CDATA[Tanım]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ateistlerecevap.org/?p=104</guid>

					<description><![CDATA[<p>Değerli kardeşimiz, Kur&#8217;an Işığında Reenkarnasyonun Reddi Kur’ân-ı Kerîm’de, çoğu kere&#160;iade&#160;kavramıyla ifade edilen yeniden diriltmenin kıyamet günü olacağı, bu diriltmenin bir defaya mahsus olduğu ve ölümden sonra tekrar dünyaya dönüşün asla mümkün olmayacağı konuları hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar açık bir şekilde dile getirilmiştir. Reenkarnasyon&#160;lügatte&#160;tenasüh, tekammüs, tecessüd-ü cedîd1, ölümden sonra rûhun bir bedenden başka bir bedene, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://ateistlerecevap.org/reenkarnasyon-nedir-islamda-varidir/" data-wpel-link="internal">Reenkarnasyon nedir? İslamda varmıdır</a> first appeared on <a href="https://ateistlerecevap.org" data-wpel-link="internal">Ateistlere Cevap</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;">
<a href="https://i.ytimg.com/vi/OkDjd24Db18/maxresdefault.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;" data-wpel-link="external" rel="nofollow external noopener noreferrer"><img loading="lazy" border="0" height="225" src="https://i.ytimg.com/vi/OkDjd24Db18/maxresdefault.jpg" width="400" /></a></div>
<p>
Değerli kardeşimiz,</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Kur&#8217;an Işığında Reenkarnasyonun Reddi</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Kur’ân-ı Kerîm’de, çoğu kere&nbsp;iade&nbsp;kavramıyla ifade edilen yeniden diriltmenin kıyamet günü olacağı, bu diriltmenin bir defaya mahsus olduğu ve ölümden sonra tekrar dünyaya dönüşün asla mümkün olmayacağı konuları hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar açık bir şekilde dile getirilmiştir.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Reenkarnasyon&nbsp;lügatte&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">tenasüh, tekammüs, tecessüd-ü cedîd</em>1, ölümden sonra rûhun bir bedenden başka bir bedene, kimi kez de insandan hayvana, hayvandan insana geçmesi,&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">rûh göçü</em>2 manâlarına gelmektedir. Kelimenin kökü, bedenlenme, bir bedene bürünme manasındaki enkarnasyon’dur. Buna göre reenkarnasyon, tekrar bedenlenme manasına gelmektedir. Renaissance (tekrar doğuş) da aynı manadadır.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Lügatte tenasühle aynı manaya gelmesine karşılık, bilhassa günümüzde bu fikri savunan bazı gruplara göre reenkarnasyon, tenasühten farklı ve daha husûsi bir manâda kullanılmaktadır. Buna göre, reenkarnasyonda bir gerileme ve hayvan bedenlerine intikal söz konusu değildir. Bu yönüyle reenkarnasyon, daha çok doğu öğretilerinde görülen ruhun başka bir varlığın bedenine geçmesini ifade eden tenasüh ve ruh göçünden, başka bir ifadeyle métempsychose ve transmigration’dan3 tamamen farklıdır. Yeni tenasühçüler olarak da isimlendirebileceğimiz bu kişilere göre, reenkarnasyonun Hint felsefe ve dinlerindeki tenasüh ile esas ve amaç bakımından hiç bir ilgisi yoktur. Çünkü, tenasühte tekâmül fikri yoktur. Cezâ ve mükâfat esasına göre bir geliş-gidiş vardır. Reenkarnasyonda ise, dünyevî bağlardan kurtulamamış rûhların tekâmül için dünyaya tekrar gelmesi vardır. Varlık, dünyaya her bağlanışında geçmiş hayatlarının toplu ürünü olan bir durumla karşılaşır. Tekâmülde hiç bir zaman aşağı seviyelere dönülmeyeceği (tedennî olmayacağı) kabul edilmiştir.4</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Günümüzde daha çok ruhçu akımlar tarafından desteklenen bu batıl iddiaya göre, ruhen tekâmül etmemiş ve olgunluğa ulaşamamış ruhlar, tekâmül edinceye kadar tekrar tekrar dünyaya geleceklerdir. Halbuki yakînen incelendiğinde günümüzdeki reenkarnasyon anlayışlarının da, daha çok Hint dinlerinde görülen ve eski bir hurâfe olan tenasüh inancının çağdaş kılıflar içinde sunulmuş yeni bir şekli olduğu görülecektir.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Türkiye’de reenkarnasyonu savunan bazı kimseler, Batı’da aynı fikrin temsilcileri olan insanların Tevrat ve İncil’in bir takım âyetlerini reenkarnasyon teorisine uygun düşecek bir tarzda yorumlamalarından etkilenerek, Kur’ân’dan bu konuya uygun bir şekilde tevil edebilecekleri âyetler arayarak, bu ayetleri gerçek manalarıyla hiç ilgisi olmayan tuhaf tevillerle kendi görüşleri istikametinde yorumlamaya çalışmışlardır. Geçmişte, tenâsüh için yapılan benzer çabalar da onlar için ayrı bir dayanak noktası olmuştur. Halbuki Kur’an, reenkarnasyonu açık bir şekilde reddetmekte ve hiçbir açık kapı bırakmamaktadır. Bu konuda apaçık âyetler ortada varken, onları görmezlikten gelerek başka âyetlerden zorlamalı yorumlarla bu teoriye destek aranmasının ne derece yanlış bir yaklaşım olduğu açıktır.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Doğru olan yaklaşım ise,&nbsp;bir konuda manası açık (muhkem) ve bunun yanında bazı kapalı (müteşabih) âyetler olduğu takdirde, manası açık olanları esas alarak diğer âyetleri onların ışığında yorumlamaya çalışmaktır. İşte bu makalede takdim edeceğimiz âyetlerin çoğu bu konuda açık olup dünyaya tekrar dönüş olmadığını ifade etmektedir.5</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
A. Dünyaya Tekrar Dönüş İsteklerinin Reddedilmesi</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Kur’ân-ı Kerîm’de, çoğu kere iade kavramıyla ifade edilen yeniden diriltmenin kıyamet günü olacağı, bu diriltmenin bir defaya mahsus olduğu ve ölümden sonra tekrar dünyaya dönüşün asla mümkün olmayacağı konuları hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar açık bir şekilde dile getirilmiştir. Bu hususta pek çok âyet vardır. Bu âyetlerin bazısında ölüm anında, bazısında mahşer yerinde hesap verme esnasında, bazılarında cehennem görüldüğü esnada, bazılarında ise cehenneme girdikten sonra inkarcıların dünyaya tekrar dönme istekleri dile getirilmiş, hepsinde de bu isteklere karşılık red (hayır!) cevabı verilmiştir.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 1. Ölümden Sonra Dünyaya Dönüş İsteğinin Reddi&nbsp;<br />
Birinci durum, yani ahiret aleminin giriş kapısı hükmünde olan ölüm anında dünyaya tekrar döndürülme isteğinin reddedilişi çeşitli âyetlerde ifade edilmiştir. Şu âyet bu konuda çok açık ve kesindir:</div>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
“Nihâyet onlardan birine ölüm gelip çattığında der ki, Rabbim beni geri gönder! Ta ki boşa geçirdiğim dünya hayatımda artık iyi ameller işleyeyim. Hayır! O, söylediği boş bir laftan ibarettir. Onların arkalarında ise, yeniden diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır.”&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">(Mü’minûn, 23/99-100)</em></div>
</blockquote>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Dünyaya yeniden gelmenin asla söz konusu olamayacağını açık ve kesin bir şekilde ifade eden bu ayet-i kerimede dünyaya yeniden dönüş isteğinin boş bir laf olduğu ifade edilirken, tekid sadedinde&nbsp;“o, söylediği boş bir laftan ibarettir”&nbsp;buyrulmuş,6 böylece Allah’ın böyle bir va’di olmadığına ve bu yakarışın asla kabul görmeyeceğine dikkat çekilmiştir.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
“Onların arkalarında ise, yeniden diriltilecekleri güne kadar bir berzah vardır”&nbsp;ifadesi de diriltilecekleri güne kadar önlerinde bir berzah7 (dünyaya dönmelerine mani olan bir engel) olup böylece dünya ile ahiret arasında farklı bir hayat boyutunda olacaklarını, dünyaya dönemeyeceklerini belirtmektedir.</div>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
<em style="box-sizing: inherit;">“Nasıl ki ana rahminden çıkan bir çocuk tekrar oraya dönemiyorsa, bu dünya hayatından çıkarak kabir hayatına giden bir ruh da oradan çıkıp geriye tekrar dönemeyecektir.”</em>8</div>
</blockquote>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Böylece bu âyetteki berzah kelimesi de dünyaya tekrar dönüşün olmayacağını bildirmektedir.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Nitekim, dünyaya tekrar dönüş inancının çok yaygın olduğu coğrafyadan bir insan olarak İkbal,&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">“Kur’ân-ı Mübin’de iyice açıklanmış ve hiçbir fikir karmaşasına yer vermeyecek mahiyette olan üç noktaya dikkat etmemiz gerekir.”</em>&nbsp;dedikten sonra, ikinci noktada&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">“Kur’ân-ı Kerîm’e göre bu dünyaya yeniden gelmek imkânsızdır. Bu husus aşağıdaki âyette gâyet sarih bir şekilde açıklanmıştır.”</em>9 diyerek yukarıda takdim ettiğimiz âyeti zikretmiştir.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Bu apaçık beyana rağmen&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">“Bu âyet, ruhun ayrıldığı bedene dönmeyeceğini ifade ediyor, dünyaya dönmeyeceğini değil.”</em>10 veya&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">“Reenkarnasyonun olmadığını değil sürekli dünyaya geri gidip açığını kapatmak isteyenlerin bu isteklerinin reddedildiğine delildir.”</em>11 gibi iddiaların tutarsızlığı açıktır. Çünkü âyette ne eski bedene dönme isteğine ne de bu sözü söyleyenin dünyaya birkaç defa geldiğine dair her hangi bir işaret yoktur. Eğer bu istek dünyaya birkaç kere gelmiş bir kimse tarafından yapılmış olsaydı o zaman cevap olarak, defalarca dünyaya gönderilmedi mi?!&#8230; gibi bir üslup kullanılırdı. Nitekim benzer bir âyette pişmanlığını dile getiren inkarcıya şöyle cevap verilmiştir:</div>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
“Size düşünüp taşınacak kimsenin düşüneceği kadar bir ömür vermedik mi?! Hem size peygamber de gelip uyardı.”<em style="box-sizing: inherit;">&nbsp;(Fâtır, 35/37)</em></div>
</blockquote>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Bu âyette de insana düşünüp taşınacağı ve öğüt alacağı kadar ömür verildiğinden bahsedilmiş, birkaç kere dünyaya gelmekten bahsedilmemiştir. Böylece her insana öğüt alacağı, düşünüp taşınacağı miktarda –uzun veya kısa- bir süre verildiği belirtilmiştir. Eğer bu süre yeterli olmasa ve yeniden dünyaya gelme ihtiyacı olsaydı âyette bu ifadeler kullanılmazdı.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Yukarıdaki âyete benzer başka âyetler de vardır:</div>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
“Kendilerine azabın geleceği ve kâfirlerin Rabbimiz bize birazcık mühlet ver de davetine uyalım ve elçine tabi olalım diyecekleri gün hakkında insanları uyar.”<em style="box-sizing: inherit;">&nbsp;</em><em style="box-sizing: inherit;">(İbrahim, 14/44)</em>,</div>
</blockquote>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
“Sizden birinize ölüm gelip çatmadan önce, size nasib ettiğimiz imkânlardan Allah yolunda harcayın! Ölüm gelip çatınca: &#8216;Ya Rabbî, az mühlet ver bana, bak nasıl hayırlar yapacağım, tam takvâ ehlinden olacağım!&#8217; diyecek olsa da Allah, vâdesi gelen hiçbir kimsenin ecelini ertelemez. Allah yaptığınız her şeyden haberdardır.”&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">(Münâfikûn, 63/10-11)</em></div>
</blockquote>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Bu âyetler dünyaya tekrar dönmenin olmadığını göstermektedir. Çünkü reenkarnasyondan maksat tekâmülü tamamlamak olduğuna göre, eğer bu iddia doğru ise, böyle bir talepte bulunana salihlerden olma fırsatı verilmeli değil miydi?! Halbuki değil dünyaya tekrar gelme, ecelin ertelenmesine dahi izin yoktur. Bu durum:&nbsp;“Allah, eceli gelmiş bir kimseyi asla ertelemez…”&nbsp;ayetiyle açık bir şekilde ifade edilmiştir. Şu âyet de bu hususu desteklemektedir:</div>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
“Allah’ın belirlediği vakit geldiğinde artık ertelenmez.”<em style="box-sizing: inherit;">&nbsp;</em><em style="box-sizing: inherit;">(Nuh, 71/4)</em>.</div>
</blockquote>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Bu âyetler reenkarnasyon olmayacağını çok açık bir şekilde bildiriyor. Çünkü ölmek üzere olan kimsenin eceli tehir edilmediğine, ek süre verilmediğine göre, artık ölüm gelip çattıktan sonra yapılacak böyle bir talep asla kabul edilmez. Yani böyle bir istek kabul edilseydi, ölmeden önce gerçekleştirilirdi.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Allah tarafından dünyaya tekrar dönmeye izin verilmeyince, artık insanların kendi gayret ve çabalarıyla da böyle bir şeyi elde etmeleri mümkün değildir. Şu âyette ifade olunduğu gibi:</div>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
“Haydi görelim sizi, can boğaza geldiğinde, O vakit can çekişenin yanında bulunan sizler bakar durursunuz. Biz ise, ona sizden daha yakınız, ama siz göremezsiniz. Haydi bakalım eğer âhirette vereceğiniz hesap yoksa, iddianızda tutarlı iseniz, çıkmakta olan o rûhu geri döndürsenize!”<em style="box-sizing: inherit;">(Vakıa, 56/83-87).</em></div>
</blockquote>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Dünyaya tekrar dönüş olmadığını ifade eden bu üslup, bu yöndeki ümit kapılarını tamamen kapamaktadır.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 2. Mahşer Gününde Dünyaya Dönüş İsteğinin Reddi&nbsp;<br />
Şu âyette ise, inkarcıların kıyamet gününde amellerinden hesaba çekildikleri sırada dünyaya tekrar dönme isteklerinin boş bir temenniden ibaret olduğu dile getirilmektedir:</div>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
“… Acaba şimdi bizim için şefaatçiler var mı ki şefaat etsinler, ya da dünyaya geri gönderilsek de yapmış olduğumuz amellerden başkasını yapsak. Onlar kendilerine yazık ettiler ve uydurdukları şeyler de kaybolup gitti.”&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">(A’raf, 7/53).</em></div>
</blockquote>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Böylece, inkarcıların mahşer meydanında iken dile getirdikleri dünyaya tekrar dönme talepleri bu ayetle de reddedilmiş, artık onlar için ne bir şefaatçinin ne de dünyaya tekrar döndürülmenin olmayacağı bildirilmiştir.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
&nbsp;&nbsp;&nbsp; 3. Cehennemi Görme Esnasındaki Dünyaya Dönüş İsteğinin Reddi</div>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
“… Yahut azabı gördüğünde, keşke bir kere daha dönme imkânım olsaydı da iyilerden olsaydım diyeceği günden sakının.”&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">(Zümer, 39/58),</em></div>
</blockquote>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
“Onların ateşin karşısında durdurulup, ah! Keşke dünyaya geri gönderilsek de bir daha Rabbimizin âyetlerini yalanlamasak ve inananlardan olsak! dediklerini bir görsen! Hayır! Daha önce gizlemekte oldukları şeyler (günahlar) onlara göründü. Onlar dünyaya gönderilseler bile, nehyolundukları şeyleri mutlaka tekrar yaparlardı. Onlar kesinlikle yalancıdırlar.”&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">(En’am, 6/27-28).</em></div>
</blockquote>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Bu âyetteki&nbsp;“Onlar dünyaya gönderilseler bile, nehyolundukları şeyleri mutlaka tekrar yaparlardı. Onlar kesinlikle yalancıdırlar.”&nbsp;ifadesi mevzumuz açısından çok önemlidir. Çünkü bu ifadeyle, faraza onlar dünyaya tekrar gönderilseler dahi yine aynı şeyleri yapıp Allah’ın yasak ettiği şeyleri işleyecekleri bildirilerek, insanların bu dünyaya neden bir daha gönderilmediklerinin gerekçesi ve hikmeti beyan edilmiştir.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 4. Cehennemde İken Dünyaya Dönüş İsteğinin Reddi</div>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
“Rabbimiz! Bizi cehennemden çıkar! Eğer bir daha (eski halimize ve günahlara) dönersek o zaman gerçekten zalimlerdeniz. Buyurdu ki, kesin sesinizi! Konuşmayın!..”<em style="box-sizing: inherit;"></em><em style="box-sizing: inherit;">(Mü’minûn, 23/107-108).</em></div>
</blockquote>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
“Rabbimiz bizi çıkar da yapmadığımız salih amelleri yapalım.”&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">(Fâtır, 35/37),</em></div>
</blockquote>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
“(Kötülere) uyanlar şöyle derler:&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">&#8216;Ah! Keşke bir kere daha dünyaya gitseydik de şimdi onların (kötülerin) bizden kaçıp uzaklaştıkları gibi biz de onlardan kaçıp uzaklaşsaydık!&#8217;</em>&nbsp;İşte böylece Allah onlara, yaptıkları şeyleri pişmanlık ve üzüntü kaynağı olarak gösterir ve onlar ateşten çıkacak değillerdir.”&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">(Bakara, 2/167).</em></div>
</blockquote>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Bu son âyet, onların dünyaya dönme talepleri bir yana, ölüp cehennem azabından kurtulma arzularının bile yerine getirilmeyeceğini, aksine, ölümsüz bir şekilde cehennemde ebedî kalacaklarını bildiriyor.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Görüldüğü gibi, bu dört durumun hepsinde dünyaya tekrar dönmek isteyen günahkar ve inkarcıların istekleri kesin bir dille reddedilmiş, böyle bir şeyin yapılmayacağı açık bir şekilde belirtilmiştir. Dolayısıyla bu apaçık âyetlerden sonra bir takım yanlış yorumlara saparak bazı âyetleri aksi manalara hamletmeye çalışmanın çok yanlış bir davranış olduğu ortadadır.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Burada, dünyaya tekrar dönmek muhal olduğuna göre, neden böyle bir temennide bulunuyorlar, şeklinde akla gelebilecek soruya şöyle cevap verebiliriz: Onların bu temennileri, ya böyle bir şeyin imkânsız olduğunu bilmediklerinden, ya da imkânsız olduğunu bildikleri halde, aşırı derecedeki pişmanlıklarını ifade etmekten dolayıdır. Çünkü olmayacak bir şey de temenni edilebilir.12 Şöyle de düşünebiliriz; onlar her ne kadar dünyaya tekrar dönmenin muhal olduğunu bilseler de, karşılaştıkları dehşetli durumlardan kurtulmak için hiçbir çareleri olmadığından, muhal olduğunu bile bile bunu istemek durumunda kalmışlardır.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
B. Dünyaya Tekrar Dönüşü Reddeden Diğer Ayetler</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Yukarıdaki âyetlerin yanında dünyaya tekrar dönüş olmadığını açık bir şekilde veya dolaylı olarak ifade eden başka pek çok âyet vardır. Şimdi de bu âyetlerden tespit edebildiklerimizi sunmaya çalışacağız.</div>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
“Onlardan önce nice kavimler helak ettiğimizi görmüyorlar mı?! Onlar bunlara tekrar dönüp gelmezler.’’&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">(Yâsîn, 36/31)</em></div>
</blockquote>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
âyeti, helak edilen insanların, daha sonra dünyaya tekrar dönmediklerini açıkça ifade ediyor. Helak edilen kavimlerin kusurlu, manevi bakımdan tekemmül etmemiş insanlar olduğu düşünülürse, bu âyetin reenkarnasyon aleyhinde kuvvetli bir delil olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Bir başka âyette ise, bu manada,&nbsp;‘’Helak ettiğimiz bir şehir halkına tekrar dönmek haramdır.’’&nbsp;(Enbiyâ, 95) buyrularak, dünyaya dönüşün kesinlikle olamayacağı haram tabiriyle tekitli bir şekilde bildirilmiş, haramdır yani, yasaktır denilerek, dünyaya dönüş hakkındaki bütün ümit kapıları böyle bir beklenti içinde olanların yüzlerine kapatılmıştır.</div>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
“Allah sizi annelerinizin karnından hiçbir şey bilmez bir vaziyette çıkardı.’’<em style="box-sizing: inherit;">&nbsp;</em><em style="box-sizing: inherit;">(Nahl, 16/78)</em></div>
</blockquote>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
âyeti de reenkarnasyon aleyhinde kuvvetli bir delilidir. Çünkü bu fikri savunanlara göre, insanın yeniden dünyaya gelmesi tekâmül içindir. Tekâmülün olabilmesi için ise, önceki hayattaki birikimin mevcut olması gerekir. Halbuki bu âyet böyle bir şeyin olmadığını, doğan çocukların hiçbir şey bilmez bir halde dünyaya getirildiğini açık bir şekilde ifade ediyor.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Vakıa suresinin son âyetlerinde ölüm anındaki insanların durumları tasvir olunduktan sonra,</div>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
“(Ölen kimse) eğer mukarrebinden ise eğer ashab-ı yeminden ise ve eğer yalanlayıcı ve dalalete düşmüşlerden ise…’’<em style="box-sizing: inherit;">&nbsp;(Vâkıa, 56/88-94)</em></div>
</blockquote>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
buyrularak, öldükten sonra insanların gidecekleri yerler sıralanmış, fakat bunlar içinde tekâmül etmemiş, günahkar ve kusurlu kimselerin tekrar dünyaya döneceklerinden bahsedilmemiş, bilakis yalanlayıcı ve dalalete düşmüş olanların yerinin cehennem olduğu bildirilmiştir:</div>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
“Ve eğer yalanlayan ve dalalete düşenlerden ise, ona kaynar sudan bir ziyafet ve cehenneme giriş vardır.’’<em style="box-sizing: inherit;">&nbsp;</em><em style="box-sizing: inherit;">(Vâkıa, 56/92-94).</em></div>
</blockquote>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Kıyametin kopup insanların amellerine göre gruplara ayrılmalarının anlatıldığı şu âyette de benzer durum söz konusudur:</div>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
“Kıyametin koptuğu gün insanlar birbirlerinden ayrılırlar: İman edip salih ameller işleyenler cennet bahçelerinde sevinç içindedirler. İnkâr edip âyetlerimizi ve ahirete ulaşmayı yalanlayanlar ise azaba maruz kalacaklardır.’’<em style="box-sizing: inherit;">&nbsp;(Rum,30/ 14-16).</em></div>
</blockquote>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Görüldüğü gibi insanların farklı gruplara ayrıldığından bahseden bu âyetlerde de dünyaya dönüşten bahsedilmiyor.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Şu âyette de benzer bir tablo çizilmektedir:</div>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
“Kim Rabbinin huzuruna mücrim olarak gelirse onun için cehennem vardır… Kim de mü’min olarak salih ameller işlemiş bir şekilde gelirse onun için de üstün dereceler vardır: İçinde ebedî kalacakları, alt taraflarından ırmakların aktığı Adn cennetleri! İşte nefsini tezkiye edenlerin mükâfatı budur!”&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">(Tâhâ, 20/74-76).</em></div>
</blockquote>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Görüldüğü gibi insanın ölümden sonraki durumunu anlatan bu âyette de cennet ve cehennem dışında başka bir yerden, dünyaya dönüşten bahsedilmiyor.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Cennetlikler hakkındaki</div>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
“Orada (cennette) ilk ölümden başka ölüm tatmazlar.’’<em style="box-sizing: inherit;">(Duhan, 44/56)</em></div>
</blockquote>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
âyetinde ölümün bir kereye mahsus olarak yaşandığı ifade edilmiştir. Dolayısıyla birkaç veya birçok defa ölümü gerekli kılan reenkarnasyon bu âyet ile de reddolunmaktadır.</div>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
“Her nefis ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürülürler.”<em style="box-sizing: inherit;">(Ankebut, 29/57)</em></div>
</blockquote>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
âyetinde de ölenlerin dünyaya değil de Allah’a döndürülmesinden bahsediliyor.</div>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
“Allah insanları yaptıklarıyla muaheze etseydi yeryüzünde canlı bir varlık bırakmazdı. Fakat onları belli müddete kadar erteliyor. Müddetleri geldiğinde ise ne bir an geri kalabilirler ne de öne geçebilirler.”<em style="box-sizing: inherit;">&nbsp;(Nahl, 16/61)</em></div>
</blockquote>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
âyeti de bu dünyanın mücazat mahalli olmadığını, insanların yaptıklarının karşılığını tam olarak başka bir alemde göreceklerini ifade ediyor.</div>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
“Sudan, beşeri yaratıp onu akraba ve hısım yapan O’dur…”&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">(Furkan, 25/54)</em></div>
</blockquote>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
âyetiyle ifade edilen insanların akrabalık ve hısımlık bağlarıyla birbirleriyle bağlanmış olmaları gerçeği de reenkanasyonu reddetmektedir. Çünkü bu teoriye göre insanın babası yarın onun çocuğu olarak tekrar dünyaya gelmekte veya ölen bir çocuk başka bir ailede dünyaya gelerek -erkek olarak dönmüşse- kendi kız kardeşiyle, -kız olarak dönmüşse- kendi erkek kardeşiyle evlenebilmektedir!</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Yahudilerin dünya hayatına aşırı düşkünlüklerini ifade eden</div>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
“Onlardan biri kendisine bin sene ömür vermesini ister.”&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">(Bakara, 2/96)</em></div>
</blockquote>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
<em style="box-sizing: inherit;">âyeti de reenkarnasyon olmadığını bildirmektedir. Aksi halde bin sene ömür değil de tek</em>rar dünyaya gelme isteğinden bahsedilirdi. Âyetin devamı da bu hususta ayrı bir delildir. Çünkü devamında&nbsp;“Fazla ömür verilmesi onu azaptan uzaklaştırıcı değildir.”&nbsp;buyrularak dünyaya tekrar dönmek suretiyle ömrün uzatılmasının insanı terakki ettireceği iddiası yalanlanmakta ve fazla ömrün tekâmülün garantisi olmadığına işaret edilmektedir.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Bütün bu âyetlerin yanında, Kur’ân-ı Kerîm’de kıyametin kopacağını, öldükten sonra dirilmenin cismanî olduğunu, cehennem hayatının ebedî olduğunu ve kâfirlerin affedilmeyeceğini bildiren pek çok âyet vardır. Bu âyetler ifade ettikleri manalarla reenkarnasyonu reddetmekte, bir defaya mahsus olan bu dünya hayatının ölümle son bularak artık ebedî bir hayatın başlayacağını bildirmektedirler. Mesela,</div>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
“Sonra sizi yerden dirilip kalkmak için bir kere çağırınca birden kabirlerinizden çıkarsınız.”&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">(Rum, 30/25),</em></div>
</blockquote>
<blockquote style="background-color: #d4ffaa; border: 1px solid rgb(182, 255, 109); box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; padding: 14px;">
<div style="box-sizing: inherit; color: #434343;">
“Bir de bakmışsın ki onlar kabirlerinden çıkıp Rablerine doğru koşuyorlar.”&nbsp;<em style="box-sizing: inherit;">(Yâsîn, 36/51)</em></div>
</blockquote>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
gibi âyetlerde dirilişin, kıyametin kopmasından sonra, kabirlerden çıkmak suretiyle olacağı, böylece ruhun başka bir bedene intikal etmeyeceği açıkça ifade edilmiştir. Bu tür âyetler reenkarnasyonun olmadığının açık delilleridir. Çünkü reenkarnasyon iddiası bu inançlarla ters düşmektedir. Bu yüzdendir ki, bu iddiayı kabul edenler cismanî dirilişi kabul etmezler.13 Cehennemin ebedî olmadığını iddia ederler.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Kâinatın ezelî ve ebedî olmadığını gösteren kevnî deliller ve âyetler de reenkarnasyon aleyhine bir delildir. Çünkü bu iddia sahiplerine göre bu alemin başlangıcı olmadığı gibi sonu da yoktur. Yani kıyamet kopmayacak bu alem sonsuza kadar böylece sürüp gidecektir. Bu iddiayı Kur’ân âyetleri yalanladığı gibi bugünkü ilimler de er veya geç kainat çapında bir kıyametin koparak bu düzenin bozulacağını haber vermektedir.14</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Görüldüğü gibi pek çok âyet dünyaya tekrar dönüş olmadığını çok net bir şekilde bildirdiği gibi, bir çok âyet de bu iddianın doğru olmadığına ve tutarsızlığına işaret etmektedir.</div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
Kaynak: www.sorularlaislamiyet.com</div>
<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;">
<iframe loading="lazy" allowfullscreen="" class="YOUTUBE-iframe-video" data-thumbnail-src="https://i.ytimg.com/vi/OkDjd24Db18/0.jpg" frameborder="0" height="366" src="https://www.youtube.com/embed/OkDjd24Db18?feature=player_embedded" width="520"></iframe></div>
<div style="box-sizing: inherit; color: #666666; font-family: Arimo, arial, verdana, sans-serif; font-size: 15.4px; margin-bottom: 1em;">
</div>The post <a href="https://ateistlerecevap.org/reenkarnasyon-nedir-islamda-varidir/" data-wpel-link="internal">Reenkarnasyon nedir? İslamda varmıdır</a> first appeared on <a href="https://ateistlerecevap.org" data-wpel-link="internal">Ateistlere Cevap</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ateistlerecevap.org/reenkarnasyon-nedir-islamda-varidir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Ateiste İslam&#039;ı Nasıl Anlatırım?</title>
		<link>https://ateistlerecevap.org/birateisteislaminasilanlatiri/</link>
					<comments>https://ateistlerecevap.org/birateisteislaminasilanlatiri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ateistlere Cevaplar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jan 2017 23:01:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ögüt]]></category>
		<category><![CDATA[Sorular]]></category>
		<category><![CDATA[Tanım]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ateistlerecevap.org/?p=107</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir Ateiste İslam&#8217;ı Nasıl Anlatırım? Bu konu çok önemli bir konu maalesef çoğu Müslüman kardeşimiz bir ateist ile tartışırken veya İlam dışındaki başka dinlere mensup insanlarla tartışırken onları aşağılayacak, küçük düşürecek şekilde konuşur ve onların düşünceleri ile dalga geçer. Bu çok büyük bir yanlıştır. Oysaki efendimiz bir hadisi şerifinde ne buyuruyor;&#160; &#8220;Kolaylaştırınız! Zorlaştırmayınız! Müjdeleyiniz, nefret [&#8230;]</p>
The post <a href="https://ateistlerecevap.org/birateisteislaminasilanlatiri/" data-wpel-link="internal">Bir Ateiste İslam'ı Nasıl Anlatırım?</a> first appeared on <a href="https://ateistlerecevap.org" data-wpel-link="internal">Ateistlere Cevap</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;">
<tbody>
<tr>
<td style="text-align: center;"><a href="https://3.bp.blogspot.com/-edHQL4r7WDQ/WIvHzgaaUjI/AAAAAAAAFR8/W6m5ew_TL5AYQ_nvxaKFUr5F6dOVxl_twCLcB/s1600/Bir%2BAteiste%2B%25C4%25B0slam%2527%25C4%25B1%2BNas%25C4%25B1l%2BAnlat%25C4%25B1r%25C4%25B1m.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;" data-wpel-link="external" rel="nofollow external noopener noreferrer"><img loading="lazy" alt="Nasıl Anlatırım?" border="0" height="266" src="https://ateistlerecevap.org/wp-content/uploads/2017/01/BirAteisteC4B0slam27C4B1NasC4B1lAnlatC4B1rC4B1m.jpg" title="Bir Ateiste İslam'ı Nasıl Anlatırım?" width="400" /></a></td>
</tr>
<tr>
<td class="tr-caption" style="text-align: center;">Bir Ateiste İslam&#8217;ı Nasıl Anlatırım?</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bu konu çok önemli bir konu maalesef çoğu Müslüman kardeşimiz bir ateist ile tartışırken veya İlam dışındaki başka dinlere mensup insanlarla tartışırken onları aşağılayacak, küçük düşürecek şekilde konuşur ve onların düşünceleri ile dalga geçer. Bu çok büyük bir yanlıştır. Oysaki efendimiz bir hadisi şerifinde ne buyuruyor;&nbsp;</p>
<blockquote class="tr_bq"><p>
&#8220;Kolaylaştırınız! Zorlaştırmayınız! Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz! Birbirinizle anlaşın, iyi geçinin, ihtilâfa düşmeyin!&#8221;</p></blockquote>
<p>Eğer biz karşımızdaki insana güzel dil ile yaklaşmaz isek onu İslamdan uzaklaştırırız. Dinlemeyi öğrenin anlayışla karşılayın bir çok sorusu olabilir asla yadırgamayın elinizden geldiğinice doğru bir şekilde sorularını cevaplayın eğer sizde bilmiyorsanız beraber araştırın. Araştırmaktan asla korkmayın kalbiniz tatmin olana kadar araştırın bu konu il ilgili HZ.İbrahim&#8217;in bir kıssası var bu kıssa şöyledir;</p>
<div class="itemIntroText" style="background-color: white; font-size: 14px;">
<blockquote class="tr_bq" style="margin-bottom: 1.5em; margin-top: 0.5em; text-align: justify;">
<div class="itemIntroText" style="text-align: start;">
<div style="margin-bottom: 1.5em; margin-top: 0.5em; text-align: justify;">
HZ.İbrahim herkese“ Benim Rabbim öldürür ve diriltir .” diye anlatıyor , kendi de buna gönülden inanıyordu Öyle olmasına rağmen Hazreti İbrahim bir gün :</div>
</div>
<div class="itemFullText" style="text-align: start;">
<div style="margin-bottom: 1.5em; margin-top: 0.5em; text-align: justify;">
Ya Rabbi ! Ölüleri nasıl dirilteceğini bana göster ! diye ( ALLAH’A ) yalvardı Yüce Rabbimiz ona :</div>
<div style="margin-bottom: 1.5em; margin-top: 0.5em; text-align: justify;">
Ölüleri dirilteceğime inanmadın mı yoksa , İbrahim ? diye sordu . Hazreti İbrahim</div>
<div style="margin-bottom: 1.5em; margin-top: 0.5em; text-align: justify;">
İnandım elbette , Rabbim ! Ama bunu , gözümle göreyim de kalbim iyice yatışsın diye istiyorum , dedi .</div>
<div style="margin-bottom: 1.5em; margin-top: 0.5em; text-align: justify;">
Bunu üzerine ( ALLAH ) Teala Hazreti İbrahim’e dedi ki :</div>
<div style="margin-bottom: 1.5em; margin-top: 0.5em; text-align: justify;">
Öyleyse dört kuş tut ! Bunları kendine iyice alıştır . Adlarıyla seslendiğin vakit uçup sana gelebilsinler . Sonra da bunları kes ! Etlerini doğra ve iyice birbirine karıştır . Bu etleri dört parçaya böl ve her parçayı bir dağın başına koy ! Sonra da kuşları alışık oldukları şekilde çağır ! Koşup sana geldiklerini göreceksin . Bunu gördükten sonra artık iyice anan ki , ( ALLAH’IN ) her şeye gücü yeter ve o yaptığı her işi boşuna değil , anlamlı olarak yapar .</div>
<div style="margin-bottom: 1.5em; margin-top: 0.5em; text-align: justify;">
Hazreti İbrahim , dileğinin kabul edilmesine çok sevindi . Hemen bir güvercin , bir tavus kuşu , bir karga ve bir horozu kendine alıştırdı . Artık bu hayvanlar nerede olursa olsunlar , İbrahim ( a.s. )’ın sesini duyar duymaz , ona doğru uçup geliyorlardı .</div>
<div style="margin-bottom: 1.5em; margin-top: 0.5em; text-align: justify;">
Bir gün Hazreti İbrahim ( ALLAH ) Tealanın buyurduğu şekilde onları kesti Etlerini birbirine iyice karıştırdıktan sonra , dörde böldü . Her birini bir dağın başına koydu . Sonra uygun bir yere çekildi . Daha önce alıştırdığı şekilde Kuşlara ve Horoza seslendi . Bir anda dirilip canlana hayvanlar , ona doğru uçup geldiler Tıpkı eskiden olduğu gibi her şeyleri yerli yerinde duruyordu .</div>
<div style="margin-bottom: 1.5em; margin-top: 0.5em; text-align: justify;">
Bunu gören İbrahim ( a.s. ) , secdeye kapandı . Rabbine şükür etti . Ona olan imanı daha bir güçlendi .</div>
</div>
</blockquote>
</div>
<div class="itemFullText" style="background-color: white; font-size: 14px;">
<div style="margin-bottom: 1.5em; margin-top: 0.5em; text-align: justify;">
Şöyle düşünebiliriz ki : Hz.İbrahim bir peygamber ve Allah&#8217;a iman etmiş onun gücünün sonsuz olduğunu biliyor ama yinede KALBİNİN TATMİN OLMASI için Allah&#8217;a böyle bir soru soruyor.Ey Müslüman kardeşim! Oku araştır öğren sorgula bilgisiz kalma. Soruların cevapları için örneklere başvurabilirsiniz aşağıdaki gibi;</div>
</div>
<p><b>Örnekler kullanın:</b><br />
Kavun ve karpuz gibi sulu meyveleri örnek verin</p>
<ul>
<li>Bak kardeşim kupkuru toraktan canı olmayan aklı zekası düşüncesi olmayan bir topraktan sulu sulu meyveler çıkıyor işte bunlar Allah (c.c) un bir lütfudur gibi.</li>
<li>Bak şu vücuduna &nbsp;her şey düzgün bir şekilde ilerliyor sen bir adım atatken aklı olmayan milyonlarca hücre atom öyle bir nizam içerisinde hareket ediyorlar ki beynindeki nöronlar beyinde oluşan emirleri saliseler içerisinde bacak kaslarına iletiyor ve sen adım atıyorsun ve attığın her adımda milyonlarca hücre bu hareketleri tekrar tekrar yapıyor bunların oluşması tesadüf olabilir mi?</li>
</ul>
<p>gibi örneklerle yaklaşabilirsiniz bu örnekler dahada çoğaltılabilir konu ile ilgili daha da detaylı bilgi için aşağıdaki videoları izleyin.</p>
<div>
</div>
<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;">
<iframe loading="lazy" allowfullscreen="" class="YOUTUBE-iframe-video" data-thumbnail-src="https://i.ytimg.com/vi/VtFezPyR160/0.jpg" frameborder="0" height="366" src="https://www.youtube.com/embed/VtFezPyR160?feature=player_embedded" width="520"></iframe></div>
<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;">
</div>
<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;">
</div>
<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;">
</div>
<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;">
<iframe loading="lazy" allowfullscreen="" class="YOUTUBE-iframe-video" data-thumbnail-src="https://i.ytimg.com/vi/SFVx6J5J82Y/0.jpg" frameborder="0" height="366" src="https://www.youtube.com/embed/SFVx6J5J82Y?feature=player_embedded" width="520"></iframe></div>
<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;">
</div>
<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;">
</div>
<div>
</div>
<p></p>The post <a href="https://ateistlerecevap.org/birateisteislaminasilanlatiri/" data-wpel-link="internal">Bir Ateiste İslam'ı Nasıl Anlatırım?</a> first appeared on <a href="https://ateistlerecevap.org" data-wpel-link="internal">Ateistlere Cevap</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ateistlerecevap.org/birateisteislaminasilanlatiri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rönesans Nedir</title>
		<link>https://ateistlerecevap.org/ronesans-nedir/</link>
					<comments>https://ateistlerecevap.org/ronesans-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ateistlere Cevaplar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2017 12:57:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tanım]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ateistlerecevap.org/?p=116</guid>

					<description><![CDATA[<p>Rönesans nedir? «Yeniden doğuş» anlamına gelen Fransızca bir kelimedir. Aslı «renaissance» diye yazılır. 15. ve 16. yüzyıllarda Avrupa&#8217;da açılan bilim ve sanat çığırı bu adla anılır. Dünya medeniyetinin bir&#160;dönüm&#160;noktası sayılan Rönesans Avrupalıların inançlarında, düşünce ve yaratışlarında köklü değişikliklere yol açmış, Avrupa ülkelerinin her alanda hızla ilerlemesini ve kalkınmasını sağlamıştır. Rönesans’ı hazırlayan sebeplerin başında matbaanın icadı; [&#8230;]</p>
The post <a href="https://ateistlerecevap.org/ronesans-nedir/" data-wpel-link="internal">Rönesans Nedir</a> first appeared on <a href="https://ateistlerecevap.org" data-wpel-link="internal">Ateistlere Cevap</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;">
<a href="https://1.bp.blogspot.com/-s33nxQZlP1c/WIny1fypXTI/AAAAAAAAFPY/dn-968z8Lw4Fam5MCpJS3wFgdDrD4k3KwCLcB/s1600/20120708125150-b1f1916e-me.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;" data-wpel-link="external" rel="nofollow external noopener noreferrer"><img loading="lazy" border="0" height="358" src="https://ateistlerecevap.org/wp-content/uploads/2017/01/20120708125150-b1f1916e-me.jpg" width="640" /></a></div>
<h3>
<em>Rönesans nedir?</em></h3>
<h3>
<em>«Yeniden doğuş» anlamına gelen<br />
Fransızca bir kelimedir. Aslı «renaissance» diye yazılır. 15. ve 16. yüzyıllarda<br />
Avrupa&#8217;da açılan bilim ve sanat çığırı bu adla anılır.</em></h3>
<h3>
<em>Dünya medeniyetinin bir&nbsp;dönüm&nbsp;noktası sayılan<br />
Rönesans Avrupalıların inançlarında, düşünce ve yaratışlarında köklü değişikliklere<br />
yol açmış, Avrupa ülkelerinin her alanda hızla ilerlemesini ve kalkınmasını sağlamıştır.<br />
Rönesans’ı hazırlayan sebeplerin başında matbaanın icadı; Türkler&#8217;in Bizans&#8217;ı<br />
fethetmesiyle, Avrupalılar&#8217;ın Doğu&#8217;ya gidecek yeni yollar aramaları ve yeni<br />
yeni ülkeler keşfetmeleri gelir.</em></h3>
<h3>
<em>Yeni ülkelerin bulunmasından<br />
sonra ticaretin gelişmesi, sanatçı ve bilginlerin iyi şartlar altında yaşama<br />
imkanına kavuşmaları da Rönesans&#8217;ı hazırlayan başlıca sebepler arasındadır.<br />
Ortaçağ&#8217;da düşünürler ve sanatkarlar dünyayı geçici sayar, dünya hayatına önem<br />
vermezlerdi. Rönesans&#8217;ta bu düşünce tamamen bırakıldı,&nbsp;antik&nbsp;çağa, yani eski<br />
Yunan ve Roma düşüncesine bir dönüş oldu.</em></h3>
<h3>
<em>O devrin düşünce temelini ise<br />
hayatı hakkıyla yaşamak, eğlenmek teşkil ederdi. Onlara göre dünya, yaşamak için<br />
var olmuştu. İşte bu düşüncelerle Ortaçağ&#8217;ın kuru görüşünün kırılarak yeni<br />
ufuklara yönelmek, bütün Avrupa&#8217;nın hayatına bambaşka bir yenilik ve&nbsp;görüş&nbsp;getirdi.</em></h3>
<h3>
<em>Rönesans, önce İtalya&#8217;da başladı.<br />
14. yüzyıldan devam edegelen yenileşme, 15. yüzyılda Bruneleschi, Donatello,<br />
Fra Angelico, Massacio, Giotta, L. della Robia gibi&nbsp;ressam&nbsp;ve<br />
heykelcilerle hızlandı.</em></h3>
<h3>
<em>Eski Yunan ve Romalılar&#8217;ın sanat<br />
görüşü yeniden canlandı ve «hümanizm» başlamış oldu. Yukarıda saydığımız<br />
sanatkarların yanı sıra, Ariosto, Tasso, Machiavelli gibi yazarlar Rönesans&#8217;ın&nbsp;fikir&nbsp;öncülüğünü yaptılar.<br />
Nihayet Michelangelo, Rafaello, Tiziano, Veroneze İtalya&#8217;daki Rönesans sanatını<br />
en yüksek noktasına çıkardılar.Fransız Rönesans&#8217;ı İtalya&#8217;dan sonra başladı.</em></h3>
<h3>
<em>Fransız bilim adamları Eski Yunan<br />
ve Roma eserleri üzerine eğildiler. Bu eserlerin&nbsp;kötü&nbsp;bir dille<br />
Fransızca&#8217;ya yapılan tercümeleri üzerinde tartışmalar oldu. Bu, bilimde araştırma<br />
ve eleştirmenin doğmasına yol açtı. College de France&#8217;nin kurulması hümanizm<br />
cereyanını tam anlamıyla geliştirdi. 15. yüzyılda Villon, 16. yüzyılda Ronsard,<br />
Marot gibi şairler, Montaigne, Rabelais, Calvin gibi yazarlar yetişti.</em></h3>
<h3>
<em>Rönesans Almanya&#8217;da daha çok<br />
fikir ve bilim alanında kendisini gösterdi. Bu da hümanizmin en çok Almanya&#8217;da<br />
gelişmesine yol açtı. İngiltere&#8217;de de 16. yüzyılda rönesans&#8217;ın büyük etkileri<br />
oldu. Rönesans&#8217;ın yanı sıra Almanya&#8217;da dinde ıslahatı esas tutan bir yenileşme<br />
hareketi de başladı. Luther&#8217;in öncülüğünde yürüyen bu hareket «Reform» diye anıldı.<br />
Luther kilisenin inşalar üzerinde baskısını önlemek, kiliseyi Tanrı ile kul<br />
arasından çıkarmak istiyordu. Bu da insanların daha geniş düşünce sahibi<br />
olmalarını sağladı.</em></h3>
<h3>
<em>Rönesans&#8217;ın İtalya&#8217;da başlamasının nedenleri<br />
nelerdir?</em></h3>
<h3>
<em>1. Coğrafi konumu</em></h3>
<h3>
<em>2. Ekonomik durumu</em></h3>
<h3>
<em>3. Tarihsel durumu</em></h3>
<h3>
<em>4. Siyasal durumu</em></h3>
<h3>
<em>5. Dinsel nedenler</em></h3>
<h3>
<em>Rönesans&#8217;ın nedenleri nelerdir?</em></h3>
<h3>
<em>1. İtalya’da hümanistlerin, Eski<br />
Yunan ve Roma eserlerini inceleyerek gelişmenin önündeki en büyük engellerden<br />
biri olan skolastik felsefeyi etkisiz hale getirmesi.</em></h3>
<h3>
<em>2. Matbaa ve&nbsp;kağıt&nbsp;üretiminin<br />
gelişmesi sayesinde bilgi ve düşüncenin tabana yayılması.</em></h3>
<h3>
<em>3. Ticaretle zenginleşen Avrupa’da&nbsp;edebiyat&nbsp;ve sanattan<br />
hoşlanan ve bunları koruyan mesenler sınıfının ortaya çıkışı.</em></h3>
<h3>
<em>4. İstanbul’un fethedilmesinin<br />
ardından bazı Bizanslı bilginlerin İtalya’ya gitmesi.</em></h3>
<h3>
<em>5. Antik kültürün ( Eski Yunan<br />
kültürü ) incelenmesi.</em></h3>
<h3>
<em>Rönesans&#8217;ın sonuçları nelerdir?</em></h3>
<h3>
<em>1. Bilim ve&nbsp;teknik&nbsp;alanında gelişmeler<br />
oldu.</em></h3>
<h3>
<em>2. Skolastik yani dogmatik düşünce<br />
yıkıldı; böylece özgür düşünce ve yeni&nbsp;sanat&nbsp;anlayışı doğdu .</em></h3>
<h3>
<em>3. Deney ve gözlem metodunun<br />
kullanılmaya başlamasıyla bilim ve&nbsp;teknoloji&nbsp;gelişti.</em></h3>
<h3>
<em>4. Kilise ve din adamlarına<br />
duyulan&nbsp;güven&nbsp;azaldı<br />
böylece&nbsp;reform&nbsp;hareketlerine<br />
de&nbsp;zemin&nbsp;hazırlanmış<br />
oldu.</em></h3>
<h3>
<em>Rönesans dönemindeki yenilikler nelerdir?</em></h3>
<h3>
<em>Rönesans hareketi&nbsp;ilim&nbsp;ve teknikteki ilerlemenin yanı<br />
sıra insan ve tabiat sevgisini de beraberinde getirdi. Rönesansın öncüleri,<br />
sanat faaliyetlerinin yanı sıra edebiyat,&nbsp;tarih&nbsp;ve arkeolojiye<br />
de önem verdiler. Resim ve&nbsp;tasvir&nbsp;anlayışı<br />
gelişti. Mimaride gotik tarzı terk edilerek&nbsp;barok&nbsp;ve rokoko üslubu geliştirildi.<br />
Bu barok ve rokoko&nbsp;mimari&nbsp;yapıları<br />
çok kaba ve ihtişamlıydı bu yüzden Rönesans mimarlığının başlıca özellikleri ölçü,&nbsp;sadelik&nbsp;ve tabiilik<br />
olmuştur.</em></h3>
<h3>
<em>Yani kaba ve ihtişamlıktan daha çok<br />
sadelik ve ölçülüğe, doğallığa yönelik sanat eserleri ortaya çıkarmışlardır. İtalya’da<br />
başlayan Rönesans hareketi kısa zamanda bütün Avrupa’da yayıldı. Rönesans daha<br />
ziyade Fransa’da sanat; Almanya’da dini tablo ve resimler; İngiltere’de<br />
edebiyat; İspanya’da resim ve&nbsp;edebiyat&nbsp;alanında<br />
gelişti.</em></h3>
<h3>
<em>Rönesans dönemindeki felsefi akımlar hangileridir?</em></h3>
<h3>
<em>1. Hümanizm</em></h3>
<h3>
<em>2. Platonizm</em></h3>
<h3>
<em>3. Aristotelizm</em></h3>
<h3>
<em>4. Septisizm</em></h3>
<h3>
<em>5. Atomizm</em></h3>
<h3>
<em>6. Reformation</em></h3>
<h3>
<em>Sözlükte &#8220;rönesans&#8221; ne anlama<br />
gelmektedir?</em></h3>
<h3>
<em>1. Avrupa&#8217;da ortaçağdan sonra hümanizmin<br />
etkisiyle ortaya çıkan, klasik ilkçağ kültürüne dayanarak gelişen bilim ve<br />
sanat akımı.<br />
2. XV. yüzyıldan başlayarak İtalya&#8217;da ve daha sonra diğer&nbsp;avrupa&nbsp;ülkelerinde<br />
hümanizmin etkisiyle ortaya çıkan, klasik İlk&nbsp;çağ&nbsp;kültür ve<br />
sanatına dayanarak gelişen bilim ve sanat akımı.</em></h3>
<h1 style="border: 0px; color: #444444; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin: 8px 0px 0px; outline: 0px; padding: 12px 0px 2px; vertical-align: baseline;">
Kaynak: www.nedir.com</h1>
<h3>
</h3>The post <a href="https://ateistlerecevap.org/ronesans-nedir/" data-wpel-link="internal">Rönesans Nedir</a> first appeared on <a href="https://ateistlerecevap.org" data-wpel-link="internal">Ateistlere Cevap</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ateistlerecevap.org/ronesans-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Deist ve Deizm Nedir?</title>
		<link>https://ateistlerecevap.org/deist-ve-deizm-nedir/</link>
					<comments>https://ateistlerecevap.org/deist-ve-deizm-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ateistlere Cevaplar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2017 12:48:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tanım]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ateistlerecevap.org/?p=117</guid>

					<description><![CDATA[<p>Deizm nedir? Toplumlarda çok çeşitli&#160;inanç&#160;şekilleri ortaya çıkmıştır bu inanç şekillerinden biride deizm&#8217;dir. Deizm; 17. ve 18. yüzyılda ortaya çıkmış tüm dinleri reddeden Tanrı&#8217;yı sadece bir ilk neden olarak kabul eden yani tanrının varlığına inanan inanç felsefesi şeklidir. Semavi dinlerde yani Musevilik, Hıristiyanlık,&#160;islam&#160;gibi dinlerde insanın, önceden&#160;evrim&#160;geçirmeksizin yaratıldığına inanılır. Bu inanış&#160;deizmde&#160;yoktur. Deistler genelde doğaüstü olayları (kehanet veyahutta [&#8230;]</p>
The post <a href="https://ateistlerecevap.org/deist-ve-deizm-nedir/" data-wpel-link="internal">Deist ve Deizm Nedir?</a> first appeared on <a href="https://ateistlerecevap.org" data-wpel-link="internal">Ateistlere Cevap</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;">
<a href="https://1.bp.blogspot.com/-JL-5JZeRZXY/WInwIwQERMI/AAAAAAAAFPM/4CP7FW5JhhgrB0TotvkyjAT7wYlWb1ERQCLcB/s1600/150420151614349569298_2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;" data-wpel-link="external" rel="nofollow external noopener noreferrer"><img loading="lazy" border="0" height="465" src="https://ateistlerecevap.org/wp-content/uploads/2017/01/150420151614349569298_2.jpg" width="640" /></a></div>
<h1 style="background-color: white; border: 0px; color: #444444; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 21px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin: 8px 0px 0px; outline: 0px; padding: 12px 0px 2px; vertical-align: baseline;">
Deizm nedir?</h1>
<div style="background-color: white; border: 0px; color: #666666; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 14px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
Toplumlarda çok çeşitli&nbsp;inanç&nbsp;şekilleri ortaya çıkmıştır bu inanç şekillerinden biride deizm&#8217;dir. Deizm; 17. ve 18. yüzyılda ortaya çıkmış tüm dinleri reddeden Tanrı&#8217;yı sadece bir ilk neden olarak kabul eden yani tanrının varlığına inanan inanç felsefesi şeklidir.</div>
<div style="background-color: white; border: 0px; color: #666666; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 14px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
Semavi dinlerde yani Musevilik, Hıristiyanlık,&nbsp;islam&nbsp;gibi dinlerde insanın, önceden&nbsp;evrim&nbsp;geçirmeksizin yaratıldığına inanılır. Bu inanış&nbsp;deizmde&nbsp;yoktur. Deistler genelde doğaüstü olayları (kehanet veyahutta mucizeler), yaradanın dinlerle olan bağını, kutsal metinleri ve ortaya çıkmış tüm dinleri reddederler.</div>
<div style="background-color: white; border: 0px; color: #666666; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 14px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
Bunun yerine; deistler doğru dini inanışların insan mantığında ve doğal&nbsp;Dünya&#8217;nın kanunlarında görmeyi tercih ederler. Bu doğrultuda da; varolan tek bir tanrının ya da üstün varlığı kabul ederler.</div>
<h1 style="background-color: white; border: 0px; color: #444444; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 21px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin: 8px 0px 0px; outline: 0px; padding: 12px 0px 2px; vertical-align: baseline;">
Deizm&#8217;in kabul etmediği öğeler nelerdir?</h1>
<div style="background-color: white; border: 0px; color: #666666; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 14px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
1-&nbsp;Tanrı&nbsp;tarafından ilan edilmiş veyahutta yazıldığı iddia edilen kitaplara sahip olan dinlerin reddi.</div>
<div style="background-color: white; border: 0px; color: #666666; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 14px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
2- İncil&#8217;in Tanrı&#8217;nın sözü olduğunun reddi.</div>
<div style="background-color: white; border: 0px; color: #666666; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 14px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
3- Mucizelerin ve kehanetlerin reddi.</div>
<div style="background-color: white; border: 0px; color: #666666; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 14px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
4- Dini bilinmez öğelerin reddi.</div>
<div style="background-color: white; border: 0px; color: #666666; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 14px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
5- İncil&#8217;deki yaratılış hikayesinin ve insanların doğuşta günahkar olduklarının reddi.</div>
<div style="background-color: white; border: 0px; color: #666666; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 14px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
6- Hristiyanlığın reddi.</div>
<h1 style="background-color: white; border: 0px; color: #444444; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 21px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin: 8px 0px 0px; outline: 0px; padding: 12px 0px 2px; vertical-align: baseline;">
Deizm&#8217;in kabul ettiği öğeler nelerdir?</h1>
<div style="background-color: white; border: 0px; color: #666666; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 14px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
1- Tanrı vardır ve kainatı yaratmıştır.</div>
<div style="background-color: white; border: 0px; color: #666666; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 14px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
2- Tanrı insanların mantıksal davranmasını ister.</div>
<div style="background-color: white; border: 0px; color: #666666; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 14px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
3- İnsanların ruhları ölümden sonra hala vardır, bu doğrultuda ölümden sonra yaşam da vardır.</div>
<div style="background-color: white; border: 0px; color: #666666; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 14px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
4- Yaşam sonrasında, Tanrı iyi davranışlarımızı ödüllendirecek, kötü davranışlarımızı cezalandıracaktır.</div>
<h1 style="background-color: white; border: 0px; color: #444444; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 21px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin: 8px 0px 0px; outline: 0px; padding: 12px 0px 2px; vertical-align: baseline;">
Deizm&#8217;in dayandığı temel nedir?</h1>
<div style="background-color: white; border: 0px; color: #666666; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 14px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
Akıla ve doğaya. Evrene bakınca bir düzen görürüz ve bu düzen bizi bir tanrı ya da tasarımcı inancına götürür.</div>
<h1 style="background-color: white; border: 0px; color: #444444; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 21px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin: 8px 0px 0px; outline: 0px; padding: 12px 0px 2px; vertical-align: baseline;">
Deizm tanru inancını kabul ediyorsa deizm ile Dinlerin arasında ne fark vardır?</h1>
<div style="background-color: white; border: 0px; color: #666666; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 14px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
Deizm doğaya ve akla dayanır, vahiye dayanmaz. Diğer tüm dinler vahiye ya da kutsal kitaplara dayalıdırlar.&nbsp;Deizmde bir rahibe papaza ya da imama gerek yoktur. Deizm de&nbsp;ihtiyaç&nbsp;olan tek şey kendi sağduyumuz ve düşünme becerimizdir.</div>
<h1 style="background-color: white; border: 0px; color: #444444; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 21px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin: 8px 0px 0px; outline: 0px; padding: 12px 0px 2px; vertical-align: baseline;">
Deistler&nbsp;dua&nbsp;ederler mi?</h1>
<div style="background-color: white; border: 0px; color: #666666; font-family: Arial, sans-serif; font-size: 14px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
Sadece&nbsp;şükür&nbsp;ve teşekkür için dua edebilirler, tanrıya dikte etmezler. Dua için belli bir yer ve zaman, belirli bir vücut duruşları yoktur.</p>
<p>Kaynak: www.nedir.com</p>
<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;">
<a href="https://1.bp.blogspot.com/-diIJ4a-37Vk/WPSQKBuWuwI/AAAAAAAAFow/MGrcQ0C8-jADcdMd7QfHY7fV3kw1a9KiACLcB/s1600/Logo_1492023366701.png" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;" data-wpel-link="external" rel="nofollow external noopener noreferrer"><img loading="lazy" border="0" height="267" src="https://ateistlerecevap.org/wp-content/uploads/2017/01/Logo_1492023366701.png" width="320" /></a></div>
<p></div>The post <a href="https://ateistlerecevap.org/deist-ve-deizm-nedir/" data-wpel-link="internal">Deist ve Deizm Nedir?</a> first appeared on <a href="https://ateistlerecevap.org" data-wpel-link="internal">Ateistlere Cevap</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ateistlerecevap.org/deist-ve-deizm-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ateizmin Çeşitleri</title>
		<link>https://ateistlerecevap.org/ateizmin-cesitleri/</link>
					<comments>https://ateistlerecevap.org/ateizmin-cesitleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ateistlere Cevaplar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2017 12:27:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tanım]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ateistlerecevap.org/?p=118</guid>

					<description><![CDATA[<p>Negatif ve pozitif ateizm: George H. Smith&#8217;in sınıflandırmasına göre ateizmin &#8220;negatif ateizm&#8221; (ya da &#8220;zayıf ateizm&#8221;) ve &#8220;pozitif ateizm&#8221; (ya da &#8220;güçlü ateizm&#8221;) olarak iki çeşidi vardır. Negatif ateizm, Tanrı&#8217;nın varolmasını prensip olarak mümkün görmekle beraber, varolduğuna dair hiçbir gerekçe bulunmadığı gerekçesiyle Tanrı&#8217;yı reddeder. Pozitif ateizm ise, Tanrı&#8217;nın varolmasını Tanrı kavramının geçerli bir şekilde tanımlanmadığı, [&#8230;]</p>
The post <a href="https://ateistlerecevap.org/ateizmin-cesitleri/" data-wpel-link="internal">Ateizmin Çeşitleri</a> first appeared on <a href="https://ateistlerecevap.org" data-wpel-link="internal">Ateistlere Cevap</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;">
</div>
<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;">
<a href="https://4.bp.blogspot.com/-2vomqoUTZuY/WInuaPuqvrI/AAAAAAAAFPA/W0L34iOSwtwqqkx_y2YFiwp18q6g_CPDgCLcB/s1600/indirs.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;" data-wpel-link="external" rel="nofollow external noopener noreferrer"><img loading="lazy" border="0" height="299" src="https://ateistlerecevap.org/wp-content/uploads/2017/01/indirs.jpg" width="400" /></a></div>
<h3 style="background: none rgb(255, 255, 255); border-bottom: none; font-family: sans-serif; font-size: 1.2em; line-height: 1.6; margin: 0.3em 0px 0px; overflow: hidden; padding-bottom: 0px; padding-top: 0.5em;">
Negatif ve pozitif ateizm:</h3>
<div>
</p>
<div style="background-color: white; color: #252525; font-family: sans-serif; font-size: 14px; line-height: inherit; margin-bottom: 0.5em; margin-top: 0.5em;">
George H. Smith&#8217;in sınıflandırmasına göre ateizmin &#8220;<a class="new" href="https://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Negatif_ateizm&amp;action=edit&amp;redlink=1" style="background: none; color: #a55858; text-decoration: none;" title="Negatif ateizm (sayfa mevcut değil)" data-wpel-link="external" rel="nofollow external noopener noreferrer">negatif ateizm</a>&#8221; (ya da &#8220;zayıf ateizm&#8221;) ve &#8220;<a class="new" href="https://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Pozitif_ateizm&amp;action=edit&amp;redlink=1" style="background: none; color: #a55858; text-decoration: none;" title="Pozitif ateizm (sayfa mevcut değil)" data-wpel-link="external" rel="nofollow external noopener noreferrer">pozitif ateizm</a>&#8221; (ya da &#8220;güçlü ateizm&#8221;) olarak iki çeşidi vardır.</div>
<div style="background-color: white; color: #252525; font-family: sans-serif; font-size: 14px; line-height: inherit; margin-bottom: 0.5em; margin-top: 0.5em;">
Negatif ateizm, Tanrı&#8217;nın varolmasını prensip olarak mümkün görmekle beraber, varolduğuna dair hiçbir gerekçe bulunmadığı gerekçesiyle Tanrı&#8217;yı reddeder.</div>
<div style="background-color: white; color: #252525; font-family: sans-serif; font-size: 14px; line-height: inherit; margin-bottom: 0.5em; margin-top: 0.5em;">
Pozitif ateizm ise, Tanrı&#8217;nın varolmasını Tanrı kavramının geçerli bir şekilde tanımlanmadığı, içinde çelişkiler taşıdığı veya absürd olduğu vb. gibi gerekçelere dayanarak mümkün görmez.<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Ateizm#cite_note-46" style="background: none; color: #0b0080; text-decoration: none;" data-wpel-link="external" rel="nofollow external noopener noreferrer">[46]</a></div>
<div style="background-color: white; color: #252525; font-family: sans-serif; font-size: 14px; line-height: inherit; margin-bottom: 0.5em; margin-top: 0.5em;">
Negatif ateizmde bir iddia yoktur, sadece bir ret vardır. Pozitif ateizmde ise hem bir ret, hem de bir karşıt iddia vardır. Pozitif ateistin yaklaşımı ise, &#8220;Tanrı&#8217;nın varolması mümkün değildir&#8221; şeklindedir.</div>
<div style="background-color: white; color: #252525; font-family: sans-serif; font-size: 14px; line-height: inherit; margin-bottom: 0.5em; margin-top: 0.5em;">
İkisi de sonuçta Tanrı kavramını reddetmek noktasında birleştiğinden, ateizm başlığı altında tanımlanırken ikisinin ortak noktası olan &#8220;Tanrı&#8217;ya olan inançsızlık&#8221; kullanılır. Çünkü bu inançsızlığın sebebi ne olursa olsun, ister delil yetersizliği, ister Tanrı kavramının anlamsızlığı veya absürdlüğü, isterse Tanrı kavramıyla hiç karşılaşmamış olmak olsun, hepsinin ortak noktası kişide Tanrı inancının varolmamasıdır.</div>
<div style="background-color: white; color: #252525; font-family: sans-serif; font-size: 14px; line-height: inherit; margin-bottom: 0.5em; margin-top: 0.5em;">
</div>
<h3 style="background: none rgb(255, 255, 255); border-bottom: none; font-family: sans-serif; font-size: 1.2em; line-height: 1.6; margin: 0.3em 0px 0px; overflow: hidden; padding-bottom: 0px; padding-top: 0.5em;">
Pratik Ateizm:</h3>
<div>
Bu görüşe göre Tanrı’nın varlığı reddedilmiyor ama ona önemsiz ve gereksiz bir yer veriliyor. Pratik ateizmde, Tanrı ne bu dünyaya müdahale eder ne hayata herhangi bir amaç katar ne de her gün sizi etkiler</div>
<div>
</div>
<div>
</p>
<h3 style="background: none rgb(255, 255, 255); border-bottom: none; font-family: sans-serif; font-size: 1.2em; line-height: 1.6; margin: 0.3em 0px 0px; overflow: hidden; padding-bottom: 0px; padding-top: 0.5em;">
Teorik Ateizm:</h3>
<div>
Teorik ateizm, teizmin karşısına net olarak tez koyabilen ateizm çeşididir. Bu tezler ontolojik, epistemolojik, psikolojik, sosyolojik, ekonomik ve mantıksal olabilir.</div>
</div>
</div>The post <a href="https://ateistlerecevap.org/ateizmin-cesitleri/" data-wpel-link="internal">Ateizmin Çeşitleri</a> first appeared on <a href="https://ateistlerecevap.org" data-wpel-link="internal">Ateistlere Cevap</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ateistlerecevap.org/ateizmin-cesitleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ateist ve Ateizm nedir?</title>
		<link>https://ateistlerecevap.org/ateist-ve-ateizm-nedir/</link>
					<comments>https://ateistlerecevap.org/ateist-ve-ateizm-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ateistlere Cevaplar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2017 20:00:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tanım]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.ateistlerecevap.org/?p=119</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ateist nedir? Ateist,&#160;tanrı&#160;veya tanrıların varlığını hayal ürünü bulan kişi veya kişilerdir. Ateizm&#160;sanıldığı gibi bir&#160;inanç&#160;değildir. Çoğu zaman yanlış ifade edildiği şekli ile (tanrıtanımaz kelimesinde olduğu gibi) tanrıyı inkar eden kişi değildir. Çünkü &#8220;inkar&#8221; varolan bir şeyin reddedilmesi&#160;anlamı&#160;taşır, oysa ki ateistlere göre&#160;tanrı&#160;varolmadığı için onun &#8220;inkar edilmesi&#8221; de yanlış bir terminolojik kullanım olacaktır. Ateistler; bazen &#8220;tanrıtanımaz&#8221; kelimesiyle anılsalar [&#8230;]</p>
The post <a href="https://ateistlerecevap.org/ateist-ve-ateizm-nedir/" data-wpel-link="internal">Ateist ve Ateizm nedir?</a> first appeared on <a href="https://ateistlerecevap.org" data-wpel-link="internal">Ateistlere Cevap</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;">
</div>
<div class="separator" style="clear: both; text-align: center;">
<a href="https://2.bp.blogspot.com/-fr6BiYs4uy8/WIkDsBEvnrI/AAAAAAAAFOE/QQLJZUEdm2UP6_-Ud_m058zgJ4JOlFixwCLcB/s1600/indirrr.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;" data-wpel-link="external" rel="nofollow external noopener noreferrer"><img loading="lazy" border="0" height="299" src="https://ateistlerecevap.org/wp-content/uploads/2017/01/indirrr.jpg" width="400" /></a></div>
<h1 style="background-color: white; border: 0px; color: #444444; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 21px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin: 8px 0px 0px; outline: 0px; padding: 12px 0px 2px; vertical-align: baseline;">
</h1>
<h1 style="background-color: white; border: 0px; color: #444444; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 21px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin: 8px 0px 0px; outline: 0px; padding: 12px 0px 2px; vertical-align: baseline;">
Ateist nedir?</h1>
<div>
<div style="border: 0px; font-size: 16px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
Ateist,&nbsp;tanrı&nbsp;veya tanrıların varlığını hayal ürünü bulan kişi veya kişilerdir.</div>
<div style="border: 0px; font-size: 16px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
Ateizm&nbsp;sanıldığı gibi bir&nbsp;inanç&nbsp;değildir. Çoğu zaman yanlış ifade edildiği şekli ile (tanrıtanımaz kelimesinde olduğu gibi) tanrıyı inkar eden kişi değildir. Çünkü &#8220;inkar&#8221; varolan bir şeyin reddedilmesi&nbsp;anlamı&nbsp;taşır, oysa ki ateistlere göre&nbsp;tanrı&nbsp;varolmadığı için onun &#8220;inkar edilmesi&#8221; de yanlış bir terminolojik kullanım olacaktır.</div>
<div style="border: 0px; font-size: 16px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
Ateistler; bazen &#8220;tanrıtanımaz&#8221; kelimesiyle anılsalar da, bu isimlendirme var olan bir tanrıyı reddetme fikrine atıfta bulunduğu için ateistler tarafından kabul görmez. Ateizm inanç koşullanmalarını, hayali yaratıkları ve olayları reddeder. Ateist bakış açısıyla tanrının yanı&nbsp;sıra&nbsp;tüm metafizik inançlar ve tüm ruhani varlıklar da reddedilir.</div>
<div style="border: 0px; font-size: 16px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
</p>
<h1 style="border: 0px; color: #444444; font-family: &quot;Trebuchet MS&quot;; font-size: 21px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin: 8px 0px 0px; outline: 0px; padding: 12px 0px 2px; vertical-align: baseline;">
Ateizm nedir?</h1>
<div style="border: 0px; font-family: Arial, sans-serif; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
Ateizm, tüm tanrılara ve ruhsal varlıklara olan&nbsp;metafizik&nbsp;inançları reddeden ve var olan gerçekliği inanç yoluyla açıklamayı kabul etmeyen bir felsefi düşünce akımı. Kelime anlamında da belirtildiği üzere; Ateizm,&nbsp;din&nbsp;ile ilgili bir&nbsp;kavram&nbsp;değil, tanrı ile ilgili bir kavramdır.&nbsp;Dinlerin varlığı, dinlerin tanımının ne olduğu, dinlerin iyi mi yoksa kötü mü olduğu ateizmin konusu ve tartışma alanı dışındadır.</div>
<div style="border: 0px; font-family: Arial, sans-serif; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
Ateizm, her tür metafiziği reddettiği için, kendini metafizik öğeler üzerinden temellendiren bazı dinlerin metafizik boyutlarını da reddeder. Yani bu, özellikle dinlere karşı sergilenen bir duruş değil, genel olarak tüm metafizik inanışlara karşı bir duruştur. Ateizm sıklıkla &#8220;dinsizlik&#8221; ile özdeşleştirilse de, Budizm gibi bazı Uzakdoğu dinlerinde de &#8216;yaratıcı&#8217; anlamında bir tanrının varlığına rastlanılmaz.</div>
<div style="border: 0px; font-family: Arial, sans-serif; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
Bu yönüyle de Ateizm ile dinsizlik birebir örtüşmez.&nbsp;deist&nbsp;akımlara bakıldığında da, tanrıya inancın olduğu ancak dinlerin kabul edilmediği görülür. Ateizm, anti-teizm yani teizm karşıtı demek değildir ve bir &#8220;tepkisellik&#8221; anlamı içermez, zira metafizik öğelerin &#8220;var olmadığını&#8221; savunmak için metafizik öğelerin &#8220;var olması&#8221; gerekmez. Ateizm, yalnızca bir &#8220;durum&#8221; ifadesidir. Sadece tanrı veya tanrıların ve metafizik öğelerin var olmadığını söyler.</div>
<div style="border: 0px; font-family: Arial, sans-serif; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
Ateizm; yaratıcı ve müdaheleci bir Tanrıyı kabul eden teizmden, yaratıcı ancak müdahaleci olmayan bir tanrıyı kabul eden deizmden, tanrının evrenin kendisi olduğunu savunan panteizmden ve tanrının hem evrenin kendisi hem de evrenin ötesinde (aşkın) olduğunu savunan panenteizmden; ayrıca, tanrının varlığı ve yokluğu konusundaki soruları &#8220;cevapsız&#8221; veya &#8220;cevaplandırılamaz&#8221; diyerek cevapsız bırakan agnostizmden; tanrıyı, &#8220;kesin olarak&#8221; reddetmesiyle ayrılır.</div>
<div style="border: 0px; font-family: Arial, sans-serif; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
Günümüzde, dünya nüfusunun % 2.3’ü kendini ateist, %11.9’u teist olmayan (non-theist) olarak tanımlamaktadır. Bu&nbsp;oran&nbsp;Rusya’da %48’in üzerine çıkmakta, Japonya’da ise %64 ila %65 arasında seyretmektedir. Avrupa Birliğinde oran, %6 ile İtalya ve %85 ile İsveç arasında değişkenlik göstermektedir. 2006 Yılı istatistiklerine göre ise Türkiye&#8217;de oran %2,5-%3 arasındadır.</div>
<p>Kaynak:&nbsp;www.nedir.com</p></div>
<div style="border: 0px; font-size: 16px; font-stretch: inherit; font-variant-numeric: inherit; line-height: inherit; margin-right: 10px; outline: 0px; padding: 6px 0px; vertical-align: baseline;">
&nbsp;</div>
<p></div>The post <a href="https://ateistlerecevap.org/ateist-ve-ateizm-nedir/" data-wpel-link="internal">Ateist ve Ateizm nedir?</a> first appeared on <a href="https://ateistlerecevap.org" data-wpel-link="internal">Ateistlere Cevap</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ateistlerecevap.org/ateist-ve-ateizm-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
